Kabristanlar, insana ahiret hayatını hatırlatır. Nice ibretler barındırır. Bazı kabristanlar vardır ki tarihe mâl olmuş muhterem şahsiyetlerin, âlimlerin, seyyidlerin, Evliyanın istirahatgâhıdır. Anadolu’nun göbeğinde, Aksaray’da bulunan Ervah Kabristanı da böyle bir yerdir. Anadolu’da bu isimle başka bir örneği bulunmaz. Hayatında insanlara yol göstermiş, irşad etmiş nice âlim burada medfundur…
Kur’ân-ı Kerîm’de geçtiği üzere, yeryüzünde bir insanı, kardeşi Habil’i toprağa ilk defa defneden, Hazret-i Âdem’in (a.s.) oğlu Kabil’dir. O gün bugündür insanlar, cenazelerini toprağa defnedegelmişlerdir.
Bugün özellikle Kudüs-i Şerif’te, Kur’ân-ı Kerîm’de ismi geçen ve geçmeyen birçok peygamberin kabri hâlâ ziyaret edilebilmektedir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Medine-i Münevvere’de İslâm devletini kurduktan sonra, Cennetü’l-Bakî Kabristanı’nı ihdas etmiş ve defnedilen sahabelerin kabirlerinin başına taşlar koyarak işaretlemiştir. Ardından bazı sahabeler, mezarların üzerine çadırlar kurarak, günümüzdeki türbelerin ilk örneklerini ortaya koymuşlardır.
Dinimiz İslâm’ın özellikle ilk dönem yayıldığı ülkelerde, Müslümanlar için mezarlık ihtiyacı ortaya çıkmaya başlayacaktır. Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) “Ashabımın her biri, vefat ettiği belde halkı için kıyamet günü önder ve nur olarak diriltilecektir.” hadîs-i şerîfiyle mezarlık usulüne ayrı bir pencere açılmıştır.
İnsanlar, bulundukları beldelerde Sahabe-i Kiram kabirlerinin etrafına defnedilmek için vasiyetler yazdırmaya başladılar. Sahabe-i Kiram’ın olmadığı yerlerde ise değer verdikleri Allah dostlarına yakın olmak istediler. İşte bu kabristanlıklardan bir tanesi de Anadolu’nun ortasında bulunan Aksaray’daki Ervah Kabristanı’dır.
Yazının tamamını Yedikıta Dergisi 177. sayısından (Mayıs 2023) okuyabilirsiniz.
Osmanoğulları’nın ilk büyük payitahtı, Osmanlı’nın dibacesi ve beylikten devlete geçişin müjdeleyicisi Bursa; yeşili ve suyuyla…
Şeyh Üftâde (1490-1580) Hazretleri, daha doğumunda görülen müjdeli bir rüyanın işaret ettiği üzere, zühdü, takvâsı…
Bugün İslâm medeniyetinden söz edebiliyorsak, bunu Medine-i Münevvere’ye borçluyuz diyebiliriz. Zira İslâmî kültürün tekâmül etmeye…
Yazmak, bilgiyi kalıcı hâle getirmek ve nesiller boyunca paylaşmanın en sağlam yoludur. Müstensihlerden şapograf makinelerine…
Mustafa Râkım Efendi, Osmanlı hattatlığında celî sülüs ve tuğrada çığır açan müstesna bir üstattır.
Kalemi güçlü olduğu kadar, bedenen de kuvvetli olan Ahmed Midhat Efendi, devrin gazetecilerinden Lastik Said…