Bir zamanlar semalarında ezan seslerinin yankılandığı, şehirlerinde güzel mescidlerin, kitaplarla dolu kütüphanelerin, yüzlerce âlimin, binlerce talebenin, onlarca medresenin bulunduğu İslâm beldesi vardı. Müslüman fatihler oraya “Sıkılliye” demişlerdi. Burası, Akdeniz’in ortasında, İtalya’nın hemen yanında bulunan Sicilya Adası’ndan başka bir yer değildi.
İki asırdan fazla İslâm sancağının dalgalandığı Müslüman Sicilya, Bağdat, Kahire, Kurtuba gibi dünyanın önemli ilim merkezlerinden birisiydi. Öyle ki Sicilya Müslümanlarının ilmî birikimi, Avrupa’ya da umut olmuştu. Yüzyılların birikimi Sicilya İslâm medeniyeti, bugün tamamen unutulmuş veyahut unutturulmuş durumda.
Dolayısıyla bu dosyamızla, minaresine çan, mihrabına haç koyulan Sicilya İslâm medeniyetinin hikâyesini anlatmaya çalıştık. Her karış toprağında şühedanın kanı olan Sicilya’nın fatihlerini hatırlamak ve hatırlatmak istedik…
“Karşınızdaki düşmanlarınız sahilin acemisidir, sizin kölelerinizdir. Onlardan çekinmeyin!”
Umumiyetle Endülüs’ün fethini, Endülüs İslâm medeniyetini biliriz. Ancak Akdeniz’in en büyük adası Sicilya’daki Müslüman hâkimiyetini, adadaki Müslüman varlığını ve İslâm medeniyetini, kahir ekseriyet bilmez. Tabiri caizse, Sicilya’daki Müslüman medeniyetinin varlığı unutulmuş yahut kasıtlı olarak unutturulmuştur.
Çoğumuzun haritada yerini dahi bilmediği adaya, Medine-i Münevvere’de yeni kurulmuş İslâm Devleti’nin, kilometrelerce uzaklıktan sefer düzenleyecek güce erişmesi, muazzam bir hadiseydi. Üstelik bu, Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) irtihalinden kısa bir süre sonra gerçekleşmişti.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.), bâkî âleme irtihal edeli henüz 10 yıl olmuştu ki İslâm orduları, önce Mısır, İran ve Suriye topraklarında; sonraki yıllarda ise Kuzey Afrika’da görüldü. Seferleri, bizzat sahabe-i güzin efendilerimiz idare ediyordu. İslâm mücahitleri, insanlığın ayak bastığı her yere, ilahî buyruğu tebliğ etmek için seferden sefere koşmuşlardı.
Bu fetih hareketleri sırasında Akdeniz sahillerine ulaşan Müslümanlar, karşılarında Bizans’ı buldular. Mute ve Tebük seferlerinden tanıdıkları yeni komşuları, Atlas Okyanusu’ndan Akdeniz’e kadar geniş bir sahada denizlerde hüküm sürmekteydi. Dolayısıyla deryalarda da faaliyet göstermek için donanmaya ihtiyaç vardı.
İslâm donanmasının teşekkülü, Şam valisi Hz. Muaviye’nin (r.a.) riyasetinde gerçekleşti. Hz. Muaviye, Halife Hz. Osman (r.a.) efendimizden aldığı emirle, kısa sürede yaklaşık 200/300 gemiden meydana gelen donanma inşa etti.
Kapak dosyasının tamamını Yedikıta Dergisi 164. sayısından (Nisan 2022) okuyabilirsiniz.
Osmanoğulları’nın ilk büyük payitahtı, Osmanlı’nın dibacesi ve beylikten devlete geçişin müjdeleyicisi Bursa; yeşili ve suyuyla…
Şeyh Üftâde (1490-1580) Hazretleri, daha doğumunda görülen müjdeli bir rüyanın işaret ettiği üzere, zühdü, takvâsı…
Bugün İslâm medeniyetinden söz edebiliyorsak, bunu Medine-i Münevvere’ye borçluyuz diyebiliriz. Zira İslâmî kültürün tekâmül etmeye…
Yazmak, bilgiyi kalıcı hâle getirmek ve nesiller boyunca paylaşmanın en sağlam yoludur. Müstensihlerden şapograf makinelerine…
Mustafa Râkım Efendi, Osmanlı hattatlığında celî sülüs ve tuğrada çığır açan müstesna bir üstattır.
Kalemi güçlü olduğu kadar, bedenen de kuvvetli olan Ahmed Midhat Efendi, devrin gazetecilerinden Lastik Said…