Orta Asya steplerinde başıboş dolaşan at, Türklerin elinde ehlileşti. At üstünde Türkler, büyük devletler kurdular, uzak diyarlarda cenk ettiler. Nihayet, Türkistan’da ehlileşen at, engin bozkırlara sığmadı. Yeryüzünün her coğrafyası, dörtnala giden atların ayak sesleriyle yankılandı. Milletlerin tarihi at üzerinde yazıldı, geleceği yine onun üzerinde şekillendi. At, insanoğlunun hayatına yön verirken insanlar da sanatlarıyla onu güzelleştirdiler. Peki, milletler için bu kadar hayatî değere sahip atı ne kadar tanıyoruz?
Tarih boyunca, hatta günümüzde bile geçerli olduğu üzere, göçebeliğin ana unsurlarından olan at, sağladığı kolaylıklar ve asaleti ile insanın gönlünde her devirde farklı bir yer edinmiştir. İnsanoğlu, sahip olduğu bilgi ve beceriyi at sırtında farklı coğrafyalara taşımış; at vasıtasıyla, ürettiklerini değiştirme ve geliştirme imkânını yakalamıştır. Özellikle birbirinden habersiz yaşayan toplumların tanışıp kaynaşmalarında ve kültür alışverişinin yaygınlaşmasında etkili olan at için şunu da diyebiliriz ki, Arap ve İngiliz atları dâhil, dünyadaki evcil atların pek çoğunun uzak atası, Asya ovalarından alınıp ehlileştirilen Türk atıdır.
geniş alınlı, süratli, çeviktir.
sahibini uyarır.
At hangi renge sahipse bacağı, ayağı aynı renkte olmalıdır. Eğer sırtı hiç beyaz olmaksızın tamamıyla siyah ise bu at dayanıklı bir attır. Atın rengi açık bir renk olmamalıdır. Boz (gri) bir at dayanıklı değildir, fakat naziktir. Eğer kızıl at, alnı daha beyaz, siyahımsı kırmızı renge sahipse güzeldir.
Yazının tamamını Yedikıta Dergisi 129. sayısından (Mayıs 2019) okuyabilirsiniz.
Kendini Avrupa’nın kralı ilân eden Şarlken, gözünü Cezayir’e diker. Ancak kendini beğenmiş kibirli ordusuna, gözü…
Gelin, Seyahatnâme'nin yazılışına kapı aralayan Bursa yolculuğuna ve nihayetinde müsade ile kaleme alınan eserin doğuşuna…
Kanuni Sultan Süleyman Han devrinde, Zigetvar Seferi’nde esir düşen Mustafa Çavuş’un, zindandaki hâlini resmedip İstanbul’a…
Tarihimizdeki ilk yazılı İslâm hukuku örneklerinden biri olan “el-Mesâilü’l-Melikşâhiyye” kanunnamesi; Osmanlı “Mecelle”sinden tam sekiz yüz…
Tuna Nehri kıyısında kurulan Silistre, akarsuların bol olduğu bereketli topraklar üzerinde yükselmiş bir şehirdir. Osmanlı…
18. yüzyılda Hint alt kıtasına yerleşen Büyük Britanya, gücünü pekiştirmek istiyordu. Elindeki topraklarla yetinmeyen İngilizler,…
View Comments
Asâletin ve sadakatin timsali olsa gerektir.