Kapak

Mimar Sinan Olmasaydı Ayasofya Olmazdı

Eserleri hâlâ ayakta olan, tarihimizin en başarılı sanatkârlarından Mimar Sinan’ı ne kadar tanıyoruz? Özellikle Ayasofya’yı Ayasofya yapan bu deha için “o olmasaydı Ayasofya olmazdı” denilebilir mi? Onun başarısının ardında yatan sırlar nelerdi? Osmanlı toplumunun bir ferdi olan Sinan kimdi? İstanbul’un tarihî çehresine neler kazandırmıştı? Prof. Dr. SUPHİ SAATÇİ ile Mimar Sinan üzerine zevkli bir sohbet yaptık…

Arkadaşı Sâ’î Çelebi tarafından kaleme alınan ve Mimar Sinan’ın hayatını kendi ağzından anlatan Tezkiretü’l-Bünyan isimli eser üzerine derin çalışmalar yaptınız. Bize bu çalışmalar hakkında bilgi verir misiniz?

Mimar Sinan hakkında çok özgün kaynakların başında Tezkiretü’l-Bünyan adlı kitap gelir. Bu eser 7 – 8 tane nüshası olan ve çoğu İstanbul kütüphanelerinde bulunan önemli bir yazma. Bu yazmayı Nakkaş Sâ’î Mustafa Çelebi, kaleme almış ama; Sinan’ın anlatımı üzerine yazmıştır. Tezkiretü’lBünyan’ın en eski tarihli nüshası Süleymaniye Kütüphanesi Hacı Mahmud Efendi bölümünde bulunan nüshasıdır. Ben çalışmalarımda daha çok bu nüshayı esas aldım. Çünkü; diğer yazmalara baktığımda bir kısmının Mimar Sinan’dan 100-150 sene sonra istinsah edilmiş olduğunu gördüm. Benim üzerinde durduğum nüshanın ise Siyavuş Paşa’nın sadrazamlığı döneminde yazıldığını tespit edebiliyoruz. Paşanın sadrazamlığı 1582-84 yılları arasına tekabül ediyor. Hacı Mahmud Efendi bölümündeki nüshanın müellif nüshası olduğunu ortaya çıkaran çok önemli nokta da, bazı sayfalarında, metne yan kayıtlar çıkılmış, ilave bilgiler konmuş. Mesela diyor ki, Şehzade Camii yapım tarihine bu tarihte başlandı, yapımı bu tarihte sona erdi. Bu yapıya şu kadar para harcandı. 1550’de yapılan bir caminin masrafları hakkında 1582 yılında, yani 32 sene sonra bu kadar ayrıntıyı bilse bilse ancak Sinan bilebilir. Dolayısıyla Sâ’î Çelebi bunu yazdıktan sonra büyük bir ihtimalle Sinan’a veriyor. Onun herhalde onayını, görüşünü almak için, o da eksik gördüğü, anlatmadığı yerleri orada kalem ile ilave etmiştir. Nitekim bu yazılar, yani orijinal yazı ile çıkıntılı yazılar ayrı karakterde, aynı kişinin değil. Hatta buradan da hareket ederek o yazıların Mimar Sinan’ın el yazısı olduğu üzerinde bir görüş ileri sürülebilir. Bir de Tezkiretü’l-Ebniye var. Bu eserde de Mimar Sinan’ın yapılarının listesi var. Bazı Tezkiretü’l-Bünyan’lar Tezkiretü’l-Ebniye ile birleştirilmiş, bu şekilde devşirme nüshalar da mevcut.

Yazının devamını Yedikıta Dergisi Nisan (56. Sayı 2013) sayısından okuyabilirsiniz.

Prof. Dr. Suphi Saatçi

Recent Posts

Ulu Çınarın Bahar Mevsimi Bursa’nın Fethi

Osmanoğulları’nın ilk büyük payitahtı, Osmanlı’nın dibacesi ve beylikten devlete geçişin müjdeleyicisi Bursa; yeşili ve suyuyla…

3 hafta ago

Bursa’nın Manevî Mihmandarı Şeyh Üftâde (RAH.)

Şeyh Üftâde (1490-1580) Hazretleri, daha doğumunda görülen müjdeli bir rüyanın işaret ettiği üzere, zühdü, takvâsı…

3 hafta ago

Aydınlığın ve İrfanın Başşehri: Medine-i Münevvere

Bugün İslâm medeniyetinden söz edebiliyorsak, bunu Medine-i Münevvere’ye borçluyuz diyebiliriz. Zira İslâmî kültürün tekâmül etmeye…

3 hafta ago

Nüshadan İstinsaha “Müstensihin” Terakkisi Müstensih Makinesi

Yazmak, bilgiyi kalıcı hâle getirmek ve nesiller boyunca paylaşmanın en sağlam yoludur. Müstensihlerden şapograf makinelerine…

3 hafta ago

Vefatının 200. Yılında Mustafa Râkım Efendi

Mustafa Râkım Efendi, Osmanlı hattatlığında celî sülüs ve tuğrada çığır açan müstesna bir üstattır.

3 hafta ago

Kalemli Değil Sopalı Edebiyat Tartışması

Kalemi güçlü olduğu kadar, bedenen de kuvvetli olan Ahmed Midhat Efendi, devrin gazetecilerinden Lastik Said…

3 hafta ago