Türkistan medeniyetinin izlerini taşıyan Hive, mavi kubbeleri, ince uzun minareleri, camileri ve medreseleri ile binlerce ziyaretçisini kendine âşık ediyor…
Türkistan’nın en kadîm şehirlerinden ve önemli medeniyet merkezlerinden biridir Hive. Yüzyıllar geçmesine rağmen, tarihî dokusunu koruyan bu şehir, mavi kubbeleri, ince uzun minareleri, camileri ve medreseleri ile binlerce ziyaretçisini kendine âşık etmekte.
Tarihte Harezm devleti tasarrufunda olan ve şimdiki Özbekistan’ın Harezm Vilayeti merkezi Ürgenç şehrinin 25 km. güneyinde düz bir arazide bulunan Hive hakkında ilk malumatlara, 10. asırdan sonraki devirlere ait Arapça ve Farsça kaynaklarda rastlanmakta. Meşhur Müslüman coğrafyacı El-İstahrî (ö.930) Hive’yi devrinin en büyük 30 şehri arasında zikretmiştir. Meşhur coğrafyacı Makdisî, Yakub Hamevî (13. asır), Nizâmüddin Şâmi (14. asır), Abdurrezzak Semerkandî gibi tarihçiler, eserlerinde Hive hakkında malumat veriyorlar.
Hive şehrinin arazisi, Merv’den (Türkmenistan’ın Mari Vilayeti) Cürcan’a (Türkmenistan’ın şimdiki Köhne Urgenç şehri) giden kervan yolu üzerinde, çöl bölgesinde bulunmaktaydı. Şehir “Hive” ismini, civarda bulunan ‘Hivak Kuyusu’ndan almıştır.
Özbekistan Bilim Akademyası’nın 1984-1993 seneleri arasında yapmış olduğu tetkikler ve arkeolojik kazılar sırasında önemli bilgiler elde edildi; şehrin M.Ö. 5. asırda var olduğu ispatlandı.Hive, 712 senesinde Abbasiler tarafından fethedildi. 9. asır başlarında Orta Asya’ya hâkim ilk mahalli Müslüman sülâle olan Samânîlerin idaresi altına girdi. 1221 senesinde Moğollar tarafından işgal ve tamamen tahrip edildi. 1388 senesinde Asya bozkırlarının hâkimi Emîr Timur’un idaresi altında yine o eski parlak günlerine dönmeye başladı. Timur’un vefatından sonra kargaşalı bir devir geçiren şehir, 16. asırda kurulan Hive Hanlığı’nın başkenti yapıldı ve 1924 senesine kadar bu vasfını korudu.
Yazının devamını Yedikıta Dergisi Nisan (32. Sayı 2011) sayısından okuyabilirsiniz.
Osmanoğulları’nın ilk büyük payitahtı, Osmanlı’nın dibacesi ve beylikten devlete geçişin müjdeleyicisi Bursa; yeşili ve suyuyla…
Şeyh Üftâde (1490-1580) Hazretleri, daha doğumunda görülen müjdeli bir rüyanın işaret ettiği üzere, zühdü, takvâsı…
Bugün İslâm medeniyetinden söz edebiliyorsak, bunu Medine-i Münevvere’ye borçluyuz diyebiliriz. Zira İslâmî kültürün tekâmül etmeye…
Yazmak, bilgiyi kalıcı hâle getirmek ve nesiller boyunca paylaşmanın en sağlam yoludur. Müstensihlerden şapograf makinelerine…
Mustafa Râkım Efendi, Osmanlı hattatlığında celî sülüs ve tuğrada çığır açan müstesna bir üstattır.
Kalemi güçlü olduğu kadar, bedenen de kuvvetli olan Ahmed Midhat Efendi, devrin gazetecilerinden Lastik Said…