Zamanın Rehberi Osmanlı’da Duvar Takvimleri

Osmanlı’da takvimler, sadece aslî unsurları olan zamanı takip gayesine hizmet etmemiş, edebî ve tarihî muhtevasıyla takipçilerinin kültür seviyesini yükseltme bakımından da mühim bir vazife üstlenmiştir. Başka bir ifadeyle takvimler sadece bakılan değil; okunan, eğitici ve öğretici yönü ile de tarihî hadiselerin takibi ve anlaşılması noktasında ehemmiyeti bulunan bir neşriyattır. Bu sebeple takvimlerin muhtevasının hazırlanmasından basım aşamasına kadar devam eden her süreç, devlet tarafından hususiyetle takip edilmiştir…

Osmanlıların ilk zamanlarından itibaren devletin resmî takvimlerini hazırlama işi müneccimbaşıların sorumluluğuna verilmiştir. Müneccimbaşıların yanında, onların yardımcıları konumunda bulunan müneccim-i sâni (ikinci müneccim) ve diğer müneccimler de saraya takvim takdim etmişlerdir. Takvimler, Zîc adı verilen astronomi almanaklarında bulunan verilere dayanılarak hazırlanmıştır. Müneccimbaşı, takvimini hususî bir risale şeklinde ve muhtelif renkli kalemlerle cetveller hâlinde hazırlar ve bu nüshayı padişaha takdim ederdi. Takvimler daha sonra kâtipler tarafından çoğaltılarak ileri gelen devlet adamlarına ve yakınlarına ücret karşılığında dağıtılırdı. Osmanlı Devleti’nde modern manada takvimin tarihi, umumiyetle 1873’te Ebüzziya Tevfik Bey’in hazırladığı Ebüzziya Takvimleri ile başlatılır. Kimisi de Naci Kasım tarafından hazırlanan Saatli Maarif Takvimi’ni esas almıştır. Önceleri saray ve devlet erkânı için sınırlı sayıda hazırlanıp, törenlerle teslim edilen takvimler, 19. yüzyılın son çeyreğinde Osmanlı toplum hayatının yeni üyelerinden birisi olmuştur.

Takvimlerin Basımında İzlenilen Yol

Duvar takvimlerinin basım ve yayımında, gazete ve kitap neşriyatının basımı için geçerli olan usullere benzer bir yol takip edilmiştir. Evvela tertip olunan takvimin basılıp, piyasaya sürülebilmesi için bir ruhsatname çıkarılması gerekiyordu. Bu amaçla takvime ait 3 nüshanın iliştirildiği bir arzuhalle Maarif Nezareti’ne başvurulurdu. Müracaat sırasında arzuhal sahibinden 4 kuruş kayıt parası (kaydiyye) alınırdı. Arzuhalin nezaret bünyesindeki ilk muhatabı “Encümen-i Teftiş ve Muayene Heyeti” idi. 1 reis ile 6 veya 7 azadan oluşan teftiş ve muayene heyeti, basımına ruhsat istenilen takvim üzerinde ilk incelemeleri gerçekleştirirdi.

Yazının devamını Yedikıta Dergisi 121. sayısından (Eylül 2018) okuyabilirsiniz.

Doç Dr. Ahmet Yüksel

View Comments

  • Şeb-i yeldâyı müneccimle muvakkıt ne bilir,
    Mübtelâ-yı gama sor kim geceler kaç sâ'at.
    Ne kadar da doğru söylemiş Şair...

Recent Posts

İslâm Medeniyetinin Gençlik Aşısı Fütüvvet

Asırlar boyunca İslâm medeniyetinin manevî omurgasını oluşturan fütüvvet ve onun Anadolu’daki tezahürü olan Ahilik, gençliği…

2 hafta ago

“Gör Şimdi Top Atışı Nasıl Olurmuş!”

Küçük bir gemi reisliğinden kaptan-ı deryalığa kadar yükselen Barbaros Hayreddin Paşa, Akdeniz’in her köşesinde yankılanan…

2 hafta ago

Divanyolu

Tarihin engin hatıralarını barındırır Divanyolu. Yerebatan Sarnıcı’ndan yola çıksanız, yol boyu sağlı sollu pek çok…

2 hafta ago

Kânî Efendi’nin İstanbul Sevdası

Kânî Efendi’nin gönlündeki İstanbul’a gitme sevdası karşısında herkes, aklıyla konuşmuştu ama o, gönlüyle yürümüştü…

2 hafta ago

Selçuklu Çağında Tefsir İlmi ve Selçuklu Müfessirleri

Selçuklu dönemi, tefsir ilminin müstakil bir disiplin olarak şekillendiği, farklı coğrafyalarda ihtiyaçlara cevap veren zengin…

2 hafta ago

Çatalca’nın Tarihî Surları

İstanbul’un ihtişamlı tarihinin gölgesinde kalan Çatalca Surları, şehrin dış savunma hattının bir parçası olarak beşinci…

2 hafta ago