Balkan Savaşları’nda Hindistan’dan Osmanlı Ordusu’na yardım için geldi. Savaştan sonra vatanına dönmeyip Osmanlı Ordusu’nda subay oldu. Anadolu Ajansı’nın ilk personeli, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin ilk büyükelçisi oldu. Eve dönmesi için kendisine yalvaran annesine “Anadolu işgal altındayken dönemem!” diyerek izin istedi… Tarihte unutulan bir kahraman daha…
Abdurrahman Peşaverî, (Peşaverli Abdurrahman Bey, veya Abdurrahman Samdani olarak da bilinmektedir.) 1886’da Peşaver’de doğmuştur. Peşaver o dönemde Britanya sömürgesi olan Hindistan’ın Kuzey-Batı Sınır Eyaleti’nin başkentiydi. Günümüzde Peşaver, Pakistan’ın Haybet-Peştunya Eyaleti’nin başkentidir. Babası, 1880’de Keşmir’den Peşaver’e göç etmiş zengin bir müteahhit olan Gulam Samdani’ydi. Samdani servetinin büyük bir kısmını Peşaver’deki iki camiye vakfetmişti. Küçük Abdurrahman, 12 kardeşi gibi iyi bir eğitim almıştı. İlk ve orta tahsilini Peşaver’de tamamlamış, lise eğitimi için Hindistan’da Aligarh Özel İslam Okulu’na (Okul, 1910’da kolej [üniversite] düzeyine yükseltilmiş; 1920’de de Aligarh Müslüman Üniversitesi adını almıştır) gönderilmişti. Keşmirli bir aileye mensup olduğu için beyaz tenli olan Peşaverî güreşe meraklıydı. Osmanlı tarihini okumuştu. Türklere duyduğu hayranlık ve sevgiden dolayı kardeşleri kendisine “Türkî Lala” (Türk Ağabey) diye hitap ederlerdi. Ekim 1912’de 1. Balkan Savaşı’nın başlaması üzerine Hint Müslümanları “Hilal-i Ahmer Cemiyeti Türk Yardımlaşma Fonu” teşkil etmişler; bu fona tüm Hindistan’dan Müslümanlar yoğun ilgi göstermişti. Aligarh İslam Koleji öğrencilerinin yemeklerden tasarruf ettikleri paralarını yardım fonuna vermeleri üzerine zamanın İngiliz Valisi Sir James Meston bizzat Aligarh’a gelerek buna mani olmak istemişse de Peşaverî’nin liderlik ettiği öğrenciler kendisini dinlememişlerdi.
Yazının devamını Yedikıta Dergisi 68. sayısından (Nisan 2014) okuyabilirsiniz.
Orta Asya bozkırlarından Anadolu topraklarına uzanan bin yıllık kültür mirası çini, Selçuklu’nun ihtişamlı kubbelerinden, Osmanlı’nın…
Büyük Kuzey Savaşı (1700-1721), tarihimizde pek bilinmez. Ancak İsveç kralı 12. Karl’ı iyi biliriz. Nam-ı…
Avrupa’nın en büyük göllerinden birinin kıyısında; bir yanımızda tatlı suyun maviliği, diğer yanda Alp Dağları’nın…
Hac yolculuğu, eskiden yalnızca bir ibadet değil; şehir hayatında, evlerde ve mahallelerde iz bırakan önemli…
İznik’te üretilen çiniler, Osmanlı çiniciliğinin ulaştığı sanat seviyesinin en parlak örneklerini temsil eder. İznik atölyelerinin…
İznik çini sanatını ayrıcalıklı kılan husus, mercan kırmızısıdır. Yüzyıllar boyunca İznik çinilerinin en büyük sırrı…
View Comments
gerçekten tarihinizi okumuyosunuz bizleri unuttunuz