Osmanlı hanedanının satırlara dökülmüş hatıraları, her mektupta bizleri farklı bir zamana ve farklı bir hadiseye götürüyor. İlk yazımızda Hafsa Valide Sultan’ın kaleminden çıkan satırlara kulak vermiştik. Bu yazımızda ise Muhteşem Süleyman’ın hasekisi Hürrem Sultan’ın izini sürerek, mektuplar aracılığıyla hanedanın tarihine yeniden şâhitlik ediyoruz…
Osmanlı’da padişahların zevcesi olan hanımlara “Haseki” veya “Hünkâr Hasekisi” denirdi. Hasekilerden erkek çocuk doğuran hanımlara ise “haseki sultan” ünvanı verilirdi. İşte bu haseki sultanlar arasında müstesna bir mevkiye sahip olan Hürrem Sultan, sarayda yaşayan bir padişah hanımı olmanın ötesinde; güçlü iradesi, zarif hitabeti ve ince zekâsıyla temayüz etmiş bir hanımdır.
Özellikle yaptırdığı hayır eserleri ve eşi Kanuni Sultan Süleyman Han’ın gazâ meydanlarında bulunduğu sırada kaleme aldığı mektuplarıyla nâm salan Hürrem Sultan, saray hayatıyla sınırlı kalmayan bu yönleri sayesinde hem kendi döneminde hem de sonraki nesillerde dikkatleri üzerine çekmiştir. İsmi, Osmanlı tarihine güzel izler bırakan ve tesiri yüzyıllar boyunca süren hanım sultanlar arasında müstesna bir yere sahip olmuştur.
Hürrem Sultan, Lehistan Krallığı’nın bir vilayeti olan Rutenya’da dünyaya gelir. Asıl isminin Roxelana (veya Aleksandra Lisowska) olduğu ifade edilen bu kız çocuğu, Kırım Tatar akıncıları tarafından düzenlenen akınlar sırasında esir edilerek Osmanlı sarayına gönderilir. Saraya cariye olarak dâhil olan Hürrem Sultan, burada itinalı bir talim ve terbiye ile yetiştirilir. Kendisi; çok zeki, edepli, iffetli ve güzel ahlâklı olmakla beraber daima şen, mütebessim ve cana yakın bir mizaca sahiptir. Neşeli tavırları, şirinliği ve kıvrak zekâsıyla dikkat çeken bu genç kızın, bilhassa güler yüzlü ve neşeli hâli sebebiyle sarayda kendisine “Hürrem” (sevinçli, güler yüzlü) isminin verildiği ifade edilir.
Yazının tamamını Yedikıta Dergisi 216. sayısından (Ağustos 2026) okuyabilirsiniz.
Mohaç’ta kazanılan büyük zaferin üzerinden beş yüz yıl geçti.
Osmanlı Devleti, her konuda olduğu gibi koku meselesinde de o kadar ince bir meziyete sahiptir…
Carrington Olayı adıyla bilinen ve yakın tarihin kaydedilmiş en güçlü Güneş fırtınasına şahitlik edin!
Kaynaklarda Osmanlı Devleti'nin bilinen ilk resmî madalyası Ferahî'dir...
Balıkesir ve Çanakkale çevresinde kurulan Karesi Beyliği, Osmanlı’ya katılan ilk beylik olarak önemli bir yere…
16. yüzyıl yerleşimlerinin görsel hafızası niteliğindeki “Civitates Orbis Terrarum”, tarihin ilk kapsamlı şehir atlasıdır.