Categories: İslam TarihiManşet

Nübüvvet Meselesi Üzerinden Zihinlerin Bulandırılması

Theodor Nöldeke’nin “Kur’ân Tarihi” İsimli Kitabının Tahlili III

Nübüvvet ve Peygamber Efendimiz (s.a.v.) hakkında oldukça radikal ve saldırgan bir tutum içerisinde olan Nöldeke, peygamberlik mefhumunun ilahî olmadığını iddia edecek kadar ileri giderek Hz. İsa (a.s.) ve Efendimiz (s.a.v.) hakkında mesnetsiz iddialarda bulunmuştur…

Bir önceki yazımızda, 19. asra kadar Batılıların, Kur’ân-ı Kerîm ve Peygamber Efendimiz (s.a.v.), dolayısıyla da İslâm hakkındaki tasavvurlarının şekillenmesinde bir kısmı tayin edici, bir kısmı ise yönlendirici etkiye sahip olan çalışmalar hakkında özet bilgi verilmişti. Serinin üçüncü yazısında Nöldeke’nin, dünya çapında şöhrete sahip olan eserini ve bu kitaptaki görüşlerini tahlil etmeye devam ediyoruz.

Müsteşrik Nöldeke’nin kitabının ilk başlığı “Muhammed’in Nübüvveti ve Vahiy Hakkında/ Bir Peygamber Olarak Muhammed: Öğretisinin Kaynakları” şeklindedir. Müsteşrik, bu başlık altında, milletlerin çoğunun peygamberliğe benzer bir düşünceye aşina olduklarının inkâr edilemeyeceğine dikkat çektikten sonra şöyle demektedir: “Ancak (hakiki manada) nübüvvetin, sadece İsrailî halklarda, basit bir hâlden başlayarak din ve devlet alanlarının tamamını harekete geçirecek ve onlara hâkim olacak şekilde geliştiğini görmekteyiz.”

Hemen fark edileceği üzere, Nöldeke’nin “görmekteyiz” ifadesiyle biten bu istidrak cümlesi, esasen onun meseleyi tamamen pozitivist (dünyevî) bir bakış açısıyla ele aldığının ve asla doğru bir şekilde görmediğinin âdeta itirafı gibidir. Bu mevzu hakkında birçok şey söylemek mümkünse de burada şu kadarına işaret etmek yeterli olacaktır.

Aynı zamanda, İsrailoğullarından olan Hazret-i İsa’nın (a.s.) tebliğ ettiği din olduğuna inanılan Hıristiyanlığın yaygın olduğu bir vasatta neşv ü nema bulan (yetişip büyüyen) bir kişinin, nübüvvetin İsrailî halklar arasında gelişim gösterdiğini söylemesi, ilk etapta normal karşılanabilir. Ancak, nübüvveti “gelişmek” ifadesiyle tarif etmesi, bu kişinin “Nübüvvet/Peygamberlik” ve “Nebî/Peygamber” anlayışı ile İslâm’ın nübüvvet akidesi arasında mahiyet farklılığının bulunduğunu göstermektedir. Çünkü “gelişmek” ifadesinin ancak tecrübeyle sabit bilgiler hakkında kullanılabileceği dikkate alındığında, onun, nübüvveti ilahî bir tasarruf olarak değil de beşerî bir tecrübe olarak ele aldığını göstermektedir.

Yazının devamını Yedikıta Dergisi 143. sayısından (Temmuz 2020) okuyabilirsiniz.

Prof. Dr. Mehmet Erdem

View Comments

  • Kıymetli hocam; affınıza sığınarak acizane bir önerim olacak. Bu sayfadan makale okurken yazıların devamı için satın al seçeneği çıkmakta. Acaba Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) başta olmak üzere mübarek bildiğimiz konular içeren yazılara erişim tamamen ücretsiz olsa ve bu sayede daha fazla okuyucu okuyup paylaşsa, nasıl olur. Hem bu sayede bu kıymetli bilgiler daha çok okunmuş hemde dergimizi daha çok okuyucu tanımış olurdu. Teşekkür ederim, bilmukabele selam ve dua ile...

Recent Posts

Muazzam Zafer Mohaç Meydan Muharebesi 1526

Mohaç’ta kazanılan büyük zaferin üzerinden beş yüz yıl geçti.

7 gün ago

Osmanlı’da Koku Medeniyeti

Osmanlı Devleti, her konuda olduğu gibi koku meselesinde de o kadar ince bir meziyete sahiptir…

7 gün ago

Geceyi Gündüze Çeviren Afet Carrington Olayı

Carrington Olayı adıyla bilinen ve yakın tarihin kaydedilmiş en güçlü Güneş fırtınasına şahitlik edin!

7 gün ago

Osmanlı’da İlk Madalya Ferahî

Kaynaklarda Osmanlı Devleti'nin bilinen ilk resmî madalyası Ferahî'dir...

7 gün ago

Rumeli’nin Kapısını Açan Beylik Karesioğulları

Balıkesir ve Çanakkale çevresinde kurulan Karesi Beyliği, Osmanlı’ya katılan ilk beylik olarak önemli bir yere…

7 gün ago

İlk Şehir Atlası Civitates Orbis Terrarum

16. yüzyıl yerleşimlerinin görsel hafızası niteliğindeki “Civitates Orbis Terrarum”, tarihin ilk kapsamlı şehir atlasıdır.

7 gün ago