Teknoloji Tarihi

İstanbul’a Teleferik Nasıl Geldi?

Bilindik kayıtlara göre, Türkiye’nin ilk “Teleferik” hattının inşaatına İsviçreli Von Roll firması tarafından 1956 yılında Bursa Uludağ ’da başlanmış ve 27 milyon liraya mal olan tesisler 29 Ekim 1963 tarihinde tamamlanarak hizmete girmiştir. Oysa gerçek daha farklıdır: Bu tarihten tam beş yıl evvel, ülkenin “ilk kablolu havaî hattı” 1958’in yaz aylarında İstanbul’da “Sergi Sarayı-Maçka” arasında çalışmaya başlamıştı…

21 Nisan 1956’da inşaatına başlanan “Bursa-Uludağ” teleferik hattı, o yıllarda basının ve dolayısıyla halkın gündemini oldukça yoğun bir şekilde meşgul etti. İnşaatın her evresi neredeyse gün gün hevesle takip edildi. İki bölüm şeklinde ve “Teferrüç-Kadıyayla-Sarıalan” arasında gerilecek olan hattın geçeceği kısmın temizlenerek hazırlanmasından, deneme seferlerinin başlamasına kadar her aşama düzenli bir şekilde basında yer aldı. Yapımı 7 buçuk yıl süren Bursa teleferiği ilmek ilmek hazırlanadursun; İsviçreli Von Roll firması teleferik inşa etmek üzere 1958 yılı içinde İstanbul Belediyesi’ne de bir teklif götürdü. Müessesenin hazırladığı proje, Bursa’ya nazaran oldukça mütevazıydı. Söz konusu hat, dünyanın en kısa teleferik hattı olacak ve Rumeli Hisarı’nın iki burcu arasında turistik amaçla çalıştırılacaktı.

Heyecanlandıran Proje

Rumeli Hisarı teleferik projesi belediye tarafından kabul görmeyince firma, bu kez daha kapsamlı bir projeler zinciriyle belediyenin kapısını çaldı. Teklif, üç ayrı teleferik hattını kapsamakta ve “Üsküdar- Kuzguncuk-Çamlıca”, “Bebek-Kandilli” ile “Beyoğlu-Haliç” arasında uzanacak olan turistik parkurlar üzerinde şekillenmekteydi. Teleferik şirketinin Türkiye mümessili ile dönemin Belediye Başkanı Ethem Yetkiner arasında görüşmeler devam ederken, teleferik hususunda basında yeni bir haber yer aldı. Buna göre, sonbaharda Spor ve Sergi Sarayı’nda yapılacak olan Milli Sanayi Sergisi’nde kullanılmak üzere İstanbul’da ilk defa teleferik işletilmesi düşünülmekteydi. Sergi sahası dâhilinde inşa edilecek olan teleferik hattını İETT idaresi çalıştıracaktı.

Yazının devamını Yedikıta Dergisi 103. sayısından (Mart 2017) okuyabilirsiniz.

Akın Kurtoğlu

Recent Posts

Ateşin ve Toprağın Buluştuğu Sanat Çini

Orta Asya bozkırlarından Anadolu topraklarına uzanan bin yıllık kültür mirası çini, Selçuklu’nun ihtişamlı kubbelerinden, Osmanlı’nın…

3 hafta ago

İsveç’in Osmanlı Gemileri Yaramaz ve Yıldırım

Büyük Kuzey Savaşı (1700-1721), tarihimizde pek bilinmez. Ancak İsveç kralı 12. Karl’ı iyi biliriz. Nam-ı…

3 hafta ago

Leman Gölü Kıyısında Orta Çağ’a Yolculuk Yvoire Thonon Evian

Avrupa’nın en büyük göllerinden birinin kıyısında; bir yanımızda tatlı suyun maviliği, diğer yanda Alp Dağları’nın…

3 hafta ago

Haremeyn’in Gölgesi Düşen Haneler Hacı Evleri

Hac yolculuğu, eskiden yalnızca bir ibadet değil; şehir hayatında, evlerde ve mahallelerde iz bırakan önemli…

3 hafta ago

Çininin Altın Çağı İznik ve Kütahya Çinileri

İznik’te üretilen çiniler, Osmanlı çiniciliğinin ulaştığı sanat seviyesinin en parlak örneklerini temsil eder. İznik atölyelerinin…

3 hafta ago

İznik’in Sırrı Mercan Kırmızısı

İznik çini sanatını ayrıcalıklı kılan husus, mercan kırmızısıdır. Yüzyıllar boyunca İznik çinilerinin en büyük sırrı…

3 hafta ago