14 sene Abdülhamid Han’ın başressamlığını yapan Fausto Zonaro’nun inişli çıkışlı hayatını, 10 yıllık bir çalışma neticesinde kitaplaştıran Prof. Dr. Fatma ÜREKLİ ile konuştuk.
Hocam öncelikle yeni çıkan “Sarayın Son Başressamı FAUSTO ZONARO İkbâlden İdbâra” kitabınız hayırlı olsun. Literatüre böyle değerli bir eser kazandırdığınız için tebrik ederiz. Kitap hakkında biraz bilgi verebilir misiniz?
Benim uzmanlık alanım 19. yüzyıl eğitim, kültür, sanat kurumları ve faaliyetleri tarihi üzerine. Bu çerçevede Osmanlı Arşivi’nde çalışırken, Fausto Zonaro’nun Osmanlı Devleti’ne sunulmuş 1909 tarihli bir dilekçesini gördüm. Burada çaresizliğini anlatılıyor. Çok ilgimi çekti. Çünkü yıllarca saray başressamlığı yapmış Zonaro, ne olmuştu da bu kadar çaresiz kalmıştı diye meraklandım. Öncesi neydi, sonuç ne oldu, nasıl bir yaşantısı vardı diye düşünürken bütün çalışmalarımı bırakıp bunun üzerine yoğunlaştım.
Evet… İsterseniz Zonaro’nun dilekçesinin muhtevasından da biraz bahsedeyim. Kısaca; 14 sene sarayın başressamı olarak çalıştığından, devamlı çalışıp hizmet ettiğinden bahsediyor. Şimdi ise bulunduğu konuttan çıkartılıp, işsiz kalmasından, imtiyaz unvanlarının elinden alınmasından yakınıyor. Ve yapabileceği farklı projeleri sunuyor. Hükümet dilekçeyi Maarif Nezareti’ne havale ediyor; oradan Sanayi-i Nefise Mektebi’ne geliyor. Sonunda ret cevabı alıyor ve bundan sonra Zonaro’nun çaresizlikleri artarak devam ediyor. Tabi o zamanlar bir tasfiye süreci var. Onun kurbanlarından biri de Fausto Zonaro oluyor.
Röportajın devamını Yedikıta Dergisi 116. sayısından (Nisan 2018) okuyabilirsiniz.
Osmanoğulları’nın ilk büyük payitahtı, Osmanlı’nın dibacesi ve beylikten devlete geçişin müjdeleyicisi Bursa; yeşili ve suyuyla…
Şeyh Üftâde (1490-1580) Hazretleri, daha doğumunda görülen müjdeli bir rüyanın işaret ettiği üzere, zühdü, takvâsı…
Bugün İslâm medeniyetinden söz edebiliyorsak, bunu Medine-i Münevvere’ye borçluyuz diyebiliriz. Zira İslâmî kültürün tekâmül etmeye…
Yazmak, bilgiyi kalıcı hâle getirmek ve nesiller boyunca paylaşmanın en sağlam yoludur. Müstensihlerden şapograf makinelerine…
Mustafa Râkım Efendi, Osmanlı hattatlığında celî sülüs ve tuğrada çığır açan müstesna bir üstattır.
Kalemi güçlü olduğu kadar, bedenen de kuvvetli olan Ahmed Midhat Efendi, devrin gazetecilerinden Lastik Said…