Son günlerde tarihe ilginin artmasıyla tarihçilik, dolayısıyla tarih eğitimi ayrı bir önem kazandı. Üniversite sıralarında verilen tarih eğitimi, tarihçinin ve tarih öğretmenlerinin yetişmesinde ne kadar pay sahibi? Belli başlı üniversitelerimizden, sahasında uzman akademisyenlerimize tarihçiliği ve tarih eğitimini sorarak üniversitelerimizdeki tarih eğitiminin bir fotoğrafını çektik…
Tarih eğitimi, tabii olarak devrinin imkânları ve eğilimleri etkisinde şekillenir. Eğitim kurumlarında ne tür tarih programlarının kullanılacağı, tarih eğitiminde öğrencilerin neler kazanacağı, ne tür bilgi, beceri ve tutumların ön planda tutulması gerektiği asırdan asıra farklılık göstermiştir. Tarihçilik anlayışının belirli bir düzeye ulaştığı Osmanlı’nın son asrına kadar tarih yazımı ve bunun etrafında gelişen tarihçilik anlayışında Şehnameci ve Vakanüvis tarihçilik ön plana çıkmıştır. Buna ilaveten, gazavatnameler, menakıbnameler, destan ve halk hikâyeleri gibi yazılı ve sözlü kaynakların da tarihin teşekkülünde ve aktarımında önemli yeri vardır. 1800’lü yıllarda başlayan milliyetçilik anlayışının farklı etnik gurupları etkilemesine karşı Osmanlıcılık fikri kuvvetlendirilmiş ve dolayısıyla Osmanlı milleti ve Osmanlı tarihi şuuru vermek maksadıyla tarihi metinler ve tarih eğitimi daha düzenli ve sistemli bir hale getirilmeye çalışılmıştı. Tanzimat’la birlikte eğitim sahasındaki düzenlemeler tarih eğitimine katkıda bulunsa da müstakil bir dal olarak çok sonraları ortaya çıkacaktır. Bu devrin en önemli ismi Ahmed Cevdet Paşa’dır. Onun tarihe katkıları hâlâ aşılamamış bir numune olarak yerini almıştır.
Saffet Paşa tarafından hazırlanan 1869 tarihli Maarif-i Umumiye Nizamnamesi ile beraber bir taraftan eğitimin kurumsallaşması hedeflenirken, diğer taraftan halkın genelinin eğitimine yönelik kararlar alınmıştır. Alınan bu kararlardan birisi de Osmanlı tarih öğretimiyle ilgiliydi ve tüzük, ilk ve ortaöğretim kurumlarında tarihin öğretimini öngörmekteydi. Bu dönemden sonra halkın geneline tarih öğretimi daha yaygın bir hale gelmişti.
Yazının devamını Yedikıta Dergisi Mart (55. Sayı 2013) sayısından okuyabilirsiniz.
Büreyde bin Husayb el-Eslemî (r.a.) Hazretleri, Horasan bölgesinde en son vefat eden sahabî olup, İslâm…
Osmanlı medeniyeti, gücünü; ölçüden, edep ve zarafetten aldı. Şehrin imarından hane kapısına kadar uzanan bu…
Siperler topraktı, gökyüzü ateşle doluydu. Ramazan-ı Şerif’in manevî serinliği, Çanakkale siperlerinin her yanında hissediliyordu.
Yaşlı ve hasta olmasına rağmen Zigetvar Kuşatması’na bizzat katılan Sultan Süleyman, sefer sırasında irtihal etti.…
Dünyanın en çok ziyaret edilen şehirlerinden Barselona, bir zamanlar “Berşelûne” adıyla Endülüs’ün kuzeyindeki önemli İslâm…
Anadolu coğrafyası, hâlâ ecdadın binlerce eseriyle süslü. Bu medeniyet unsurları maalesef, güya yine “medeniyet” adına…