Kültür dünyamızda yer tutmuş en meşhur gölge oyunu hakkında bildik ama aslı olmayan bir hikâye dolaşır dillerde. Peki eldeki vesikalar bu konuda ne diyor? Ya her mevzuda bir diyeceği olan Evliya Çelebi?..
Karagöz ve Hacivat’la ilgili hikâye malumunuzdur: Güya bu iki zat birer ameledir. Bursa Ulu Camii’nin inşaatında çalışırlar. Ne var ki, ikisi de pek çenebazdır. İnşaatı aksatırlar. Caminin iki ayda tamam olmasını isteyen sultan, dediği olmayınca sinirlenir ve mimarı huzura çağırır. Mimar da koca mabedin ve bilcümle inşa işlerinin gecikmesine Karagöz ile Hacivat’ı sebep gösterir. Hünkâr sinirlenir. Ve o öfkeyle kellelerini alır bu iki âdemin. Fakat halkın gani muhabbeti vardır onlara. Bir sanatkâr çıkar ve onların tuluatını gölge oyununa çevirir.
Neresinden tutarsanız tutun, bu söylentinin garabeti, pervasızlığı, tutarsızlığı ortadadır. Fakat bu hikâyeye olduğu gibi inanan pek çok insana rastlamak mümkün.
İdeolojinin Meyvesi
Bu hikâye sırf bir ideolojinin meyvesi; “Sultanlar zalimdir.” Öyle ki bir cami inşaatı gecikti diye iki garibin kellesini alıverirler. Zaten Osmanlı’nın mimarları da öyle bir zaman planı yaparlar ki iki işçi lakırdı edince gecikir işler. Ecdadın ameleleri de bir gariptir hani. Nerde iki adam söyleşti, işi gücü bırakır onları dinlerler.
Daha acayip olan da şudur: Bizim bir sanat ortaya koymamız için illaki bir zulüm lazımdır. Öyle ya. Karagöz sanatı padişahların sömürü düzenine bir başkaldırıdır(!). Onurlu halkımız sultana böyle direnmiştir(!).
Türkiye’nin modern dünyadaki hacmini belirlemeye çalışan yüzlerce aydın, bu hikâyeye sarılır. Ve ardından böyle hükümler türetir dururlar.
Yazının devamını Yedikıta Dergisi 103. sayısından (Mart 2017) okuyabilirsiniz.
Asırlar boyunca İslâm medeniyetinin manevî omurgasını oluşturan fütüvvet ve onun Anadolu’daki tezahürü olan Ahilik, gençliği…
Küçük bir gemi reisliğinden kaptan-ı deryalığa kadar yükselen Barbaros Hayreddin Paşa, Akdeniz’in her köşesinde yankılanan…
Tarihin engin hatıralarını barındırır Divanyolu. Yerebatan Sarnıcı’ndan yola çıksanız, yol boyu sağlı sollu pek çok…
Kânî Efendi’nin gönlündeki İstanbul’a gitme sevdası karşısında herkes, aklıyla konuşmuştu ama o, gönlüyle yürümüştü…
Selçuklu dönemi, tefsir ilminin müstakil bir disiplin olarak şekillendiği, farklı coğrafyalarda ihtiyaçlara cevap veren zengin…
İstanbul’un ihtişamlı tarihinin gölgesinde kalan Çatalca Surları, şehrin dış savunma hattının bir parçası olarak beşinci…