“Bundan 20 sene önce, birkaç kez Sultan Abdülhamid’e yaklaşmak fırsatı bulmuştum. Daha önce söylediğim gibi şimdi de ifade edeyim ki, Sultan Abdülhamid asla ve kat‘â Batı’daki yazar müsveddelerinin ‘Kızıl Sultan’ dedikleri zalim despot olmamıştır…”
Sultan Abdülhamid Han ve Fransa denince akıllara gelen ilk şey, soyismiyle müsemma Fransız tarihçi Albert Vandal’ın ortaya attığı, akabinde de dünyada yayılıp “aydınlarımız”ca sahiplenilen, meşhur olduğu nispette meş’um “Kızıl Sultan” yaftası; yahut bazı Fransız gazetelerinde yayınlanan, padişahın eli bıçaklı, kollarından kan damlayan karikatürlerdir. Buradan hareketle, Batı ve özellikle de Fransız basınında yapılan Türk düşmanlığının ne derece köklü bir maziye dayandığını anlayabiliriz.
Lakin hepimizin en azından ismen bildiği, İstanbul’un bazı cadde ve tepelerine isimlerini verdiğimiz Fransa’nın önde gelen ediplerinden Pierre Loti ve Claude Farrère’in, Fransa’da Abdülhamid Han’ı savunduğu, Osmanlı’nın “en uzun yüzyıl”ının en zorlu günlerinde, Fransız basını ve devletinin müzmin Türk ve İslâm düşmanlığına karşı, Fransız kamuoyunun, Fransa’daki Ermeni, Yunan ve Bulgarların hücum ve tehditlerine maruz kalmak pahasına, kitaplar neşredecek kadar cesurca muhalefet ettikleri pek bilinmez.
Aziyade ve Bezgin Kadınlar romanlarıyla tanıdığımız Pierre Loti’nin İstanbul’a bir Fransız deniz subayı olarak ilk gelişi, Sultan Hamid’in tahta çıkmaya hazırlandığı yıllara tesadüf eder. Abdülhamid Han’la ilgili ilk yazdıkları, temsilciliğini yaptığı Le Monde Illustré gazetesinin 23 Eylül 1876 tarihli sayısında yayınlanır.
Yazının devamını Yedikıta Dergisi 104. sayısından (Nisan 2017) okuyabilirsiniz.
Orta Asya bozkırlarından Anadolu topraklarına uzanan bin yıllık kültür mirası çini, Selçuklu’nun ihtişamlı kubbelerinden, Osmanlı’nın…
Büyük Kuzey Savaşı (1700-1721), tarihimizde pek bilinmez. Ancak İsveç kralı 12. Karl’ı iyi biliriz. Nam-ı…
Avrupa’nın en büyük göllerinden birinin kıyısında; bir yanımızda tatlı suyun maviliği, diğer yanda Alp Dağları’nın…
Hac yolculuğu, eskiden yalnızca bir ibadet değil; şehir hayatında, evlerde ve mahallelerde iz bırakan önemli…
İznik’te üretilen çiniler, Osmanlı çiniciliğinin ulaştığı sanat seviyesinin en parlak örneklerini temsil eder. İznik atölyelerinin…
İznik çini sanatını ayrıcalıklı kılan husus, mercan kırmızısıdır. Yüzyıllar boyunca İznik çinilerinin en büyük sırrı…