İlk Defa

Osmanlı’nın Çanakkale 1915 Panorama Müzesi Projesi

360 derecelik daire şeklinde bir bakış alanını kapsayan ve ufka kadar uzanan manzaranın sergilendiği silindirik gösteri mekânları olan panoramalar 18. yüzyıl sonlarında ortaya çıkmış ve 19. yüzyılda yaygınlaşarak büyük ilgi görmüştür. 1850’li yıllarda Osmanlı’ya giren panoramik fotoğrafların ilgiyle karşılanmasının ardından, çok geçmeden Panorama müzesi de gündeme gelmiştir. Çanakkale Deniz Savaşı’nın bitiminden henüz 15 gün dahi geçmeden, 31 Mart 1915’te, Çanakkale Savaşları’nın muhtelif sahnelerini yansıtan bir panorama kurulması için teklif verilmişti…

Günümüzde farklı alanlarda anlamını bulan panorama, 18. yüzyıl sonlarında ortaya çıkan ve 19. yüzyılda yaygınlaşan özel bir gösteri biçiminin ve mekânın adıdır. Tarihte panorama ve diorama gösterileri, cosmorama, neorama ve cyclorama gibi türevleriyle beraber farklı tekniklerde gelişme göstermiştir. Panorama kelimesi, Yunanca pan (bütün) ve horama (görünüm) köklerinden teşekkül etmiş olup, kısaca “bütünü kapsayan görünüş” anlamı taşır. Bunu daha geniş anlamıyla şöyle ifade etmek de mümkündür: Tek bir gözlem noktasından 360 derecelik daire şeklinde bir bakış alanını kapsayan ve ufka kadar uzanan manzaranın bütün resmi ve aynı zamanda bu tür büyük boyutlu resimlerin sergilenmesi, izlenmesi için yapılan silindirik gösteri mekânı.

Gerçek panorama, silindir biçiminde inşa edilmiş büyük bir yapının iç sathında sergilenir. Bu yapılarda resim, silindirin tabanında bulunan yükseltilmiş platformdan seyredilir. Platforma çıkan izleyici, kendi çevresinde dönerek ufuk çizgisinin her noktasını görür. İzleyici ile silindirin yüzeyi arasındaki boşluğa resimle bütünleşen üç boyutlu nesneler konabilir ya da ışığın resimden yayıldığı izlenimi uyandıracak dolaylı aydınlatma yapılabilir.

Yazının devamını Yedikıta Dergisi 50. sayısından (Ekim 2012) okuyabilirsiniz.

 

 

Prof. Dr. Fatma Ürekli

Recent Posts

İslâm Medeniyetinin Gençlik Aşısı Fütüvvet

Asırlar boyunca İslâm medeniyetinin manevî omurgasını oluşturan fütüvvet ve onun Anadolu’daki tezahürü olan Ahilik, gençliği…

3 gün ago

“Gör Şimdi Top Atışı Nasıl Olurmuş!”

Küçük bir gemi reisliğinden kaptan-ı deryalığa kadar yükselen Barbaros Hayreddin Paşa, Akdeniz’in her köşesinde yankılanan…

3 gün ago

Divanyolu

Tarihin engin hatıralarını barındırır Divanyolu. Yerebatan Sarnıcı’ndan yola çıksanız, yol boyu sağlı sollu pek çok…

3 gün ago

Kânî Efendi’nin İstanbul Sevdası

Kânî Efendi’nin gönlündeki İstanbul’a gitme sevdası karşısında herkes, aklıyla konuşmuştu ama o, gönlüyle yürümüştü…

3 gün ago

Selçuklu Çağında Tefsir İlmi ve Selçuklu Müfessirleri

Selçuklu dönemi, tefsir ilminin müstakil bir disiplin olarak şekillendiği, farklı coğrafyalarda ihtiyaçlara cevap veren zengin…

3 gün ago

Çatalca’nın Tarihî Surları

İstanbul’un ihtişamlı tarihinin gölgesinde kalan Çatalca Surları, şehrin dış savunma hattının bir parçası olarak beşinci…

3 gün ago