Kültür Tarihi

Osmanlı Devrinde Hacca Nasıl Gidilirdi?

Bugün ortalama üç saatlik bir uçak yolculuğuyla rahatça varıveriyoruz mukaddes beldelere… Vasıtaların sadece binek hayvanlarından ibaret olduğu, teknolojinin hiç gelişmediği eski devirlerde hacca gitmek acaba nasıldı? Buyrun bunun cevabını hep birlikte arayalım…

Günümüzde hacca gitmenin, geçmişe nisbetle çok kolay olduğu söylenebilir şüphesiz. İstanbul ve daha birçok şehrimizden kalkan uçaklar üçüç buçuk saat içerisinde Cidde Havalimanı’na inmekte, oradan otobüsle Mekke-i Mükerreme’ye geçilerek hac farizasının ifasına başlanmaktadır. Bugünkü imkânların olmadığı o eski devirlerde hacca acaba nasıl gidilirdi? 20-30 yıl öncesine kadar uçakla değil otobüslerle mübarek topraklara gidildiğini, şehirlerin büyük meydanlarına toplanan kalabalıkların, sıra sıra dizilmiş hacı otobüslerini gözyaşları içinde uğurladığını hatırlıyoruz. Bugünkü birkaç saatlik uçak yolculuğuna göre günlerce otobüsle seyahat etmek, aman ya Rabbi, ne zor geliyor insana. Bir düşünülsün, 7-8 saatlik bir otobüs yolculuğu bile insana ne büyük rahatsızlık veriyor! Üstelik otobüsler bugünkü gibi lüks de değil ve 8-10 gün süren bir yolculuk!

Bunu geçelim. Daha gerilere gidelim. Vasıtaların sadece binek hayvanlarından ibaret olduğu, teknolojinin henüz gelişmediği daha eski devirlerde hacca gitmek acaba nasıldı? 8-10 gün rahat bir otobüs yolculuğuna nisbetle kah at, eşek, katır, deve sırtında, kah yürüyerek gidilen ve üç ay süren uzun mu uzun bir seyahat! Esas buna aman ya Rabbi çekmeli! Bugünkü üç saate göre üç ay! Osmanlı devrinde hac deyince akla, hemen bu üç aylık yorucu ve uzun seyahat gelir; yorucu ve zahmetli fakat rahmete vesile bir seyahat. Hac farizasının ifasıyla dönüş yolu da hesaba katıldığı takdirde memleketten, eş dosttan dokuz-on aylık bir ayrılığa mukabil hakikî dost ve sevgiliyle vuslat. İşte bu makalemizde Osmanlı devrinde hacca nasıl gidilirdi sualine cevap arayacak ve sizlere Osmanlı devrinden, mukaddes topraklarda hac farizasını ifa eden mümin manzaraları sunmaya çalışacağız.

Yazının devamını Yedikıta Dergisi Kasım (39. Sayı 2012) sayısından okuyabilirsiniz.

Dr. Selman Soydemir

View Comments

  • yorum değilde yardımcı olmak isterim bizd e 80 yıllık dedemin dedesinin yolda gittiği her mevzinin (kudüs filistin konya vs) otobüsle konakladığı yerler dahil günlüğü mevcut irtibat icn e postaya cevap atabilirisniz

Recent Posts

Ateşin ve Toprağın Buluştuğu Sanat Çini

Orta Asya bozkırlarından Anadolu topraklarına uzanan bin yıllık kültür mirası çini, Selçuklu’nun ihtişamlı kubbelerinden, Osmanlı’nın…

3 hafta ago

İsveç’in Osmanlı Gemileri Yaramaz ve Yıldırım

Büyük Kuzey Savaşı (1700-1721), tarihimizde pek bilinmez. Ancak İsveç kralı 12. Karl’ı iyi biliriz. Nam-ı…

3 hafta ago

Leman Gölü Kıyısında Orta Çağ’a Yolculuk Yvoire Thonon Evian

Avrupa’nın en büyük göllerinden birinin kıyısında; bir yanımızda tatlı suyun maviliği, diğer yanda Alp Dağları’nın…

3 hafta ago

Haremeyn’in Gölgesi Düşen Haneler Hacı Evleri

Hac yolculuğu, eskiden yalnızca bir ibadet değil; şehir hayatında, evlerde ve mahallelerde iz bırakan önemli…

3 hafta ago

Çininin Altın Çağı İznik ve Kütahya Çinileri

İznik’te üretilen çiniler, Osmanlı çiniciliğinin ulaştığı sanat seviyesinin en parlak örneklerini temsil eder. İznik atölyelerinin…

3 hafta ago

İznik’in Sırrı Mercan Kırmızısı

İznik çini sanatını ayrıcalıklı kılan husus, mercan kırmızısıdır. Yüzyıllar boyunca İznik çinilerinin en büyük sırrı…

3 hafta ago