İstanbul’a gelip de ona hayran kalmamış seyyah var mıdır? Tarih boyunca hangi vesileyle olursa olsun İstanbul’a uğramış olanlar onu anlata anlata bitirememiş, gönüllerinden taşan hisleri kâğıtlara dökmüşlerdir. Mısırlı Şair Ahmed Şevki de onlardan biri…
Sultan İkinci Abdülhamid devrinde İstanbul, daha önceki dönemlere nazaran çok daha faaldir. Zira bu padişahın İslâm birliği politikasından dolayı, merkezî yönetim daha güçlenmiş, taşrayla ilişkiler daha sıkı olmuş, yazarlar, ilim adamları, şairler ve Arapların ileri gelenlerinden bazıları, İstanbul’u ziyaret etmişlerdir. Gerçi Arap Yarımadası’ndan birçok siyasî liderin veya kabile şeyhinin temsilcilerinin, İstanbul ziyaretleri hakkında yazılı hatıra bıraktıklarına dair henüz herhangi bir bilgiye rastlamadık. Ancak bazılarının gerek arşiv belgelerinde, gerekse yazdıkları kitap ve şiirlerde bu şehirle ilgili ifadelerini görüyoruz.
Yazının devamını Yedikıta Dergisi 85. sayısından (Eylül 2015) okuyabilirsiniz.
Osmanoğulları’nın ilk büyük payitahtı, Osmanlı’nın dibacesi ve beylikten devlete geçişin müjdeleyicisi Bursa; yeşili ve suyuyla…
Şeyh Üftâde (1490-1580) Hazretleri, daha doğumunda görülen müjdeli bir rüyanın işaret ettiği üzere, zühdü, takvâsı…
Bugün İslâm medeniyetinden söz edebiliyorsak, bunu Medine-i Münevvere’ye borçluyuz diyebiliriz. Zira İslâmî kültürün tekâmül etmeye…
Yazmak, bilgiyi kalıcı hâle getirmek ve nesiller boyunca paylaşmanın en sağlam yoludur. Müstensihlerden şapograf makinelerine…
Mustafa Râkım Efendi, Osmanlı hattatlığında celî sülüs ve tuğrada çığır açan müstesna bir üstattır.
Kalemi güçlü olduğu kadar, bedenen de kuvvetli olan Ahmed Midhat Efendi, devrin gazetecilerinden Lastik Said…