On dokuzuncu yüzyıl Osmanlı ulemasının İslâm dünyasındaki nüfuzu, diğer yüzyıllara nazaran çok daha belirgin ve müspettir. Bu asırda Avrupa’da cereyan eden milliyetçilik akımlarının etkisinden kurtulmak isteyen Osmanlı devlet ricali, ülkenin toprak ve siyasî bütünlüğünü muhafaza etmek gayesiyle İslâm dünyasına daha fazla yakınlaşma gereği duymuştur. Bu meyanda, bilhassa 1774 Küçük Kaynarca Antlaşması’ndan sonra dünyanın birçok yerine gönderilen Osmanlı âlimleri büyük vazifeler üstlenmişlerdir.
Yazının devamını Yedikıta Dergisi 86. sayısından (Ekim 2015) okuyabilirsiniz.
Osmanoğulları’nın ilk büyük payitahtı, Osmanlı’nın dibacesi ve beylikten devlete geçişin müjdeleyicisi Bursa; yeşili ve suyuyla…
Şeyh Üftâde (1490-1580) Hazretleri, daha doğumunda görülen müjdeli bir rüyanın işaret ettiği üzere, zühdü, takvâsı…
Bugün İslâm medeniyetinden söz edebiliyorsak, bunu Medine-i Münevvere’ye borçluyuz diyebiliriz. Zira İslâmî kültürün tekâmül etmeye…
Yazmak, bilgiyi kalıcı hâle getirmek ve nesiller boyunca paylaşmanın en sağlam yoludur. Müstensihlerden şapograf makinelerine…
Mustafa Râkım Efendi, Osmanlı hattatlığında celî sülüs ve tuğrada çığır açan müstesna bir üstattır.
Kalemi güçlü olduğu kadar, bedenen de kuvvetli olan Ahmed Midhat Efendi, devrin gazetecilerinden Lastik Said…