Fatih Sultan Mehmed’e isnad edilen uydurma bir hikâyeyi konu alan opera, bir zamanlar diplomatik krizlere yol açmıştı. G. Rossini’nin Avrupa’da yazdığı, Fatih Sultan Mehmed’i aşağılayan opera, “2010 İstanbul Avrupa Kültür Başkenti” faaliyetleri kapsamında İstanbul’un merkezinde sahnelendi…
Şüphesiz, 1453’te gerçekleşen İstanbul’un fethi, dünya tarihinde çok büyük bir dönüm noktasıdır. Fetih, özellikle İslâm dünyası ile Hıristiyan Batı medeniyeti arasındaki ilişkiler açısından olumlu ve olumsuz birçok yeni gelişmelere sebep olmuştur. Bilhassa Batı’da İslâm düşmanlığının artmasında fethin tesiri göz ardı edilemez. Alman şarkiyatçı Carl Heinrich Becker, İstanbul’un fethiyle İslâmiyet’in Avrupa’da genişlemesi, yayılması ve böylece Hıristiyanlığın önüne sed çekilmesinin; Batı’da İslâm düşmanlığının temel sebebi ve ilk tarihi olduğunu ileri sürmüştür. Şunu da hemen belirtelim ki, 20. yüzyılda bile bazı batılı yazarlar o günün Batı dünyasını fetih karşısında duyarsız kalmakla suçlamışlardır. Alman misyoner Julius Richter “Bizans İmparatorluğu yavaş yavaş eriyip, İslâm imparatorluğu içinde yok olurken, hatta 1453 tarihinde Osmanlı Türkleri İstanbul’u fethederken, Hıristiyanlar her şeyden habersiz ve gailesiz bir hayat yaşıyorlardı.” demekten kendini alamamıştır.
Aslında Richter’in söylediğinin aksine Batı, İstanbul’un fethine pek de duyarsız kalmamıştı. Batı’da, günümüze kadar Konstantinopolis’in İstanbul oluşunun intikamını almak için Fatih’le ve fetihle alakalı yüzlerce eser ve binlerce makale kaleme alınmıştır ve bu türden yazılar halen devam etmektedir.
Yazının devamını Yedikıta Dergisi Eylül (25. Sayı 2010) sayısından okuyabilirsiniz.
Osmanoğulları’nın ilk büyük payitahtı, Osmanlı’nın dibacesi ve beylikten devlete geçişin müjdeleyicisi Bursa; yeşili ve suyuyla…
Şeyh Üftâde (1490-1580) Hazretleri, daha doğumunda görülen müjdeli bir rüyanın işaret ettiği üzere, zühdü, takvâsı…
Bugün İslâm medeniyetinden söz edebiliyorsak, bunu Medine-i Münevvere’ye borçluyuz diyebiliriz. Zira İslâmî kültürün tekâmül etmeye…
Yazmak, bilgiyi kalıcı hâle getirmek ve nesiller boyunca paylaşmanın en sağlam yoludur. Müstensihlerden şapograf makinelerine…
Mustafa Râkım Efendi, Osmanlı hattatlığında celî sülüs ve tuğrada çığır açan müstesna bir üstattır.
Kalemi güçlü olduğu kadar, bedenen de kuvvetli olan Ahmed Midhat Efendi, devrin gazetecilerinden Lastik Said…