“Şakâiku’n-Nu‘mâniyye” adlı eserde, Fatih Sultan Mehmed Han döneminde yaşamış doksandan fazla âlimin ismine yer verilir. Bu âlimler, yetiştirdikleri talebeler ve kaleme aldıkları eserlerle Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat itikadının bu topraklarda kök salması için büyük gayret göstermişlerdir. Kurdukları vakıflarla İstanbul’un ilmî ve mimarî çehresine yön vermişlerdir. Sultanların saltanatına değer katan bu seçkin âlimlerden biri de, Sultan Fatih’in en büyük destekçilerinden Fenârîzâde Ali Çelebi’dir.
Asıl adı Ali bin Yûsuf Bâlî bin Şemseddin Muhammed el-Fenârî’dir. Lakabı Alâeddin olan Ali Çelebi, Osmanlı’nın ilk şeyhülislâmı Molla Fenârî’nin torunudur. Doğum tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Çocukluk yıllarını Bursa’da geçiren Fenârîzâde Ali Çelebi, temel dinî ilimleri (mebâdî-i ulûm) ilk olarak babasının rahle-i tedrisatında öğrenmeye başladı. Ancak babası Molla Yusuf Bâlî Efendi, o henüz küçük yaşlardayken vefat etti (846/1442).
Ali Çelebi, ilme olan düşkünlüğü, araştırmaya olan merakı ve ilim aşkı sebebiyle genç yaşta Acem diyarına ilim yolculuğuna çıktı. Herat, Semerkant ve Buhara gibi dönemin önde gelen ilim merkezlerinde, büyük âlimlerin meclislerinde bulundu. İcazetini aldıktan sonra bir süre bu bölgelerde müderrislik yaptı.
Bir gün Molla Gürânî, Sultan Mehmed Han’a şöyle demişti: “Molla Fenârî evladından biri, senin yanında bulunmadıkça saltanatının kıymeti tamam olmaz.” Bu tavsiye üzerine, “Hubbü’l-vatan mine’l-îmân” (Vatan sevgisi imandandır) hadîs-i şerîfine de mutabık olarak, Sultan İkinci Mehmed Han’ın tahta geçişinden kısa bir süre sonra, Ali Çelebi Anadolu’ya geldi. Gelişini Molla Gürânî, sultana haber verdi. Bunun üzerine Sultan, Bursa’daki Manastır Medresesi’ni Ali Efendi’ye tahsis etti ve kendisine günlük elli akçe maaş bağladı. Daha sonra babası Sultan Murad Han’ın kurduğu medreseyi, ona vererek yevmiyesini altmış dirheme yükseltti.
Bir müddet sonra Bursa kadılığına tayin edilen Ali Çelebi (1467), ardından kazaskerlik makamına getirildi. Bu görevde on yıl kaldı. Bu süre zarfında pek çok âlim, onun yüksek himmeti sayesinde ilmî ve idarî sahada lâyık oldukları makamlara ulaştı. Görevden azledildikten sonra kendisine günlük elli akçe ve yıllık on bin akçe maaş bağlandı (1476-77). Sultan İkinci Bayezid Han devrinde ise, Rumeli kazaskerliğine tayin edildi (1489). Sekiz yıl süren bu vazifenin ardından yeniden Bursa’ya döndü.
Molla Ali Çelebi, memuriyet hayatının sona ermesinin ardından Bursa’ya döndü ve senenin üç mevsimini Keşiş Dağı’nın (bugünkü Uludağ) eteklerinde yer alan Kadı Yaylası’ndaki evinde geçirmeyi âdet edindi. Salı ve cuma günleri hariç her gün ders vermeyi sürdürdü; ancak kış mevsiminin sert zamanlarında şehre inerdi. Yatakta uyuduğu hiç görülmemişti. Vaktini sürekli kitap mütalaasıyla geçirir, uykusu geldiğinde duvara yaslanarak kısa süreli uyurdu. Uyandıktan sonra yine okumaya devam ederdi.
Yazının tamamını Yedikıta Dergisi 204. sayısından (Ağustos 2025) okuyabilirsiniz.
Orta Asya bozkırlarından Anadolu topraklarına uzanan bin yıllık kültür mirası çini, Selçuklu’nun ihtişamlı kubbelerinden, Osmanlı’nın…
Büyük Kuzey Savaşı (1700-1721), tarihimizde pek bilinmez. Ancak İsveç kralı 12. Karl’ı iyi biliriz. Nam-ı…
Avrupa’nın en büyük göllerinden birinin kıyısında; bir yanımızda tatlı suyun maviliği, diğer yanda Alp Dağları’nın…
Hac yolculuğu, eskiden yalnızca bir ibadet değil; şehir hayatında, evlerde ve mahallelerde iz bırakan önemli…
İznik’te üretilen çiniler, Osmanlı çiniciliğinin ulaştığı sanat seviyesinin en parlak örneklerini temsil eder. İznik atölyelerinin…
İznik çini sanatını ayrıcalıklı kılan husus, mercan kırmızısıdır. Yüzyıllar boyunca İznik çinilerinin en büyük sırrı…