En büyük tutkusu Türkçe olan Prof. Dr. Recep Toparlı iki dakikası bile eşit olmamak için çalıştığını söylüyor ve bu düşünce yapısını gençlere aşılamanın lüzumundan bahsediyor. Kendine daima çalışacak bir şeyler bulan hoca, bir defasında Türkçe Sözlük’te yer alan renkleri araştırmış ve bunların 200’ün üzerinde olduğunu tespit etmiş.
Türk Dili üzerine büyük hizmetlerinizin olduğu ve hâlâ da devam ettiği aşikâr. Hem yazarak hem de okutarak Türkçeye hizmet ediyorsunuz. Meslekî anlamda özellikleriniz ve çalışma prensipleriniz nelerdir?
En önemlisi, mesleğini sevmek. Türkçeyi sevmek. İnsan mesleğini sevmediği müddetçe başarılı olamaz. Tabii prensip olarak; insanın belli bir program dâhilinde çalışması, birkaç meseleyle birden değil, yalnızca bir meseleyle uğraşması, her konuya ayrı ayrı vakit ayırması, sosyal hayata vakit ayırması vb. şeyler de önemli. Çok dikkatli bir program yapılması gerekiyor. Ben, kelimelere karşı çok tutkuluyumdur. TDK’nın şu anki sözlüğünde 120 bin kelime vardır. O 120 bin kelimeyi, yüzde on bir yanılma payıyla, bu kelime var mı yok mu diye sorulduğunda bilirim. Ayrıca dilimize Arapça ve Farsçadan gelen bütün kelimelerin Arap harfleriyle yazımını bilirim. Tabii bu 40-50 yılın eseri. Bunun en büyük amili de Türkçeye olan sevgim. Türkçe çok büyük ve zengin bir dildir. Ben bu zenginliği ortaya çıkarmak için çalışıyorum.
Yazının devamını Yedikıta Dergisi 95. sayısından (Temmuz 2016) okuyabilirsiniz.
Asırlar boyunca İslâm medeniyetinin manevî omurgasını oluşturan fütüvvet ve onun Anadolu’daki tezahürü olan Ahilik, gençliği…
Küçük bir gemi reisliğinden kaptan-ı deryalığa kadar yükselen Barbaros Hayreddin Paşa, Akdeniz’in her köşesinde yankılanan…
Tarihin engin hatıralarını barındırır Divanyolu. Yerebatan Sarnıcı’ndan yola çıksanız, yol boyu sağlı sollu pek çok…
Kânî Efendi’nin gönlündeki İstanbul’a gitme sevdası karşısında herkes, aklıyla konuşmuştu ama o, gönlüyle yürümüştü…
Selçuklu dönemi, tefsir ilminin müstakil bir disiplin olarak şekillendiği, farklı coğrafyalarda ihtiyaçlara cevap veren zengin…
İstanbul’un ihtişamlı tarihinin gölgesinde kalan Çatalca Surları, şehrin dış savunma hattının bir parçası olarak beşinci…