Tarihin engin hatıralarını barındırır Divanyolu. Yerebatan Sarnıcı’ndan yola çıksanız, yol boyu sağlı sollu pek çok tarihî hazineyi müşahede edersiniz. Roma’nın Mese Yolu, Osmanlı’nın ise Divanyolu, sizlere eskinin hatırasını, yeninin gölgesinde aksettirir…

Yerebatan Sarnıcı’nın yanı başındaki Milyon Taşı’ndan başlayıp Beyazıt Meydanı istikametine ilerleyen caddeye “Divanyolu” derler. Fakat bu, bugünün şehrine göredir. Zamanın perdesini hafif aralayıp Osmanlı eline uzandığımızda, bu yolun aslında Edirnekapı surlarından başlayıp Topkapı Sarayı’nda karar kılan, neredeyse Tarihî Yarımada’yı serapa kat eden altı kilometrelik güzergâhın sadece küçük parçası olduğunu görürüz. Tarihin sayfalarını biraz daha geriye çevirip Roma döneminde durduğumuzda, karşımıza bambaşka iki ad çıkar: Resmiyette Regia (imparatorluk yolu), halk arasında Mese (merkez, ana yol).

Adına ne derseniz deyin, şehrin ana arteri bu yol, Lâleli civarında iki kola ayrılır; şehrin surlarına, giriş kapılarına uzanır, kuzeybatıdaki kol Edirnekapı’ya, güneybatıdaki de Altınkapı’ya (Yedikule’ye) varırdı. Bu güzergâh, Roma İmparatorluğu’nun bugünkü Arnavutluk’un Draç’ından başlayıp İstanbul’un Yedikule’sinde son bulan, yaklaşık 1120 kilometrelik meşhur ticaret aksı Via Egnatia’nın şehir içindeki uzantısı, âdeta “Roma’ya giden yol”un Yarımada’daki omurgası, atan kalbiydi. Şehir, sanki buradan güç alıyor, damarlarına kan pompalanıyormuşçasına merkezden dışa doğru şekillenmiş, güçlenmiş, genişlemişti.

Sevgili Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) müjdelediği hadîs-i şerîfin vuku bulacağı vakit, yani Konstantiniye’nin fethi yaklaştığı sıralarda, Bizans artık dağılma devrini ağır geçiriyor hem yapıları hem yolları köhnemiş, yorgun bir ihtiyara dönmüştü. Bundan Mese Yolu da nasiplenmiş, rengi solmuş, canlılığını yitirmişti. Ne var ki Konstantiniye, İslâm’ın nuruyla kuşanıp imar ve ihya hamleleriyle yeniden doğrulduğunda, Topkapı Sarayı yükselip devletin kalbi orada atmaya başladığında her şey değişti.

Sarayın ikinci avlusundaki Kubbealtı’nda divan kuran paşalar, vezirler, hâsılı Osmanlı bürokrasisinin kalburüstü erkânı, Aksaray, Beyazıt ve Fatih’teki konaklarına bu güzergâh üzerinden gidip gelmeye başlayınca, Mese yeni bir isim kisvesine bürünerek canlanmış, Osmanlı asaletinin, devlet vakarının yeni caddesi olmuştu: Divanyolu.

Yazının tamamını Yedikıta Dergisi 210. sayısından (Şubat 2026) okuyabilirsiniz.

Şenol Genç

Recent Posts

Şaşırtıcı Ticaret Vikingler ve Müslümanlar

8. yüzyılda ortaya çıkan kuzeyli bir kavim, Avrupa coğrafyasını yüzyıllarca kasıp kavurmuştu. Ana motivasyonları gümüş…

1 hafta ago

Dünyayı Albüme Sığdırma Fikri Excursions Daguerriennes

Fotoğrafçılığın henüz emekleme döneminde, farklı şehirleri ve âbideleri fotoğraf aracılığıyla bir araya getirme fikrinin ürünü;…

1 hafta ago

Peygamber Âşığı Devlet Adamı Âtıf Efendi

Âtıf Efendi, Osmanlı’nın mühim devlet adamlarındandır. Liyakati sebebiyle üç kez başdefterdarlık yapmış, bir kütüphane vakfetmiş,…

1 hafta ago

“Allah’ım! Evladım Mahmud’un İlmini Artır!”

Anne duasının bereketiyle ilim yolunda büyük merhaleler kat eden nice âlimin menkıbesi, günümüze ulaşmıştır. Bu…

1 hafta ago

İkinci Endülüs Girit Emirliği

Kurtubalı Müslümanlar tarafından kurulan Girit Müslüman Emirliği, yaklaşık bir buçuk asır boyunca Akdeniz’de hüküm sürmüştür.

1 hafta ago

Devrek Belediye Başkanının Çanakkale’de Şehit Olan Oğlu

Vatan müdafaasında nice evladını şehit veren aziz milletimiz için Çanakkale Zaferi, büyük bir sevince vesile…

1 hafta ago