“Ben, padişahtan pek uzak sayılmayacak bir yerde duruyordum. Tam bu sırada ancak bin adet namludan çıkabilecek bir gürültü duyuldu. Gövdemin üst kısmında müthiş bir baskı hissettim. Sanki dev bir çift el belimden yukarısını sıkıyor, sıkıyordu. Padişahın soğukkanlılığına hayran kalmıştım…”
Ermenilerin Sultan İkinci Abdülhamid Han’ı öldürmek maksadıyla 21 Temmuz 1905 tarihinde düzenlemiş oldukları Yıldız Suikasti, o devrin en kayda değer hadiselerindendir. Bilindiği gibi Ermenilerin maksadı, padişahı öldürdükten sonra Osmanlı Bankası’nı, elçilikleri, tünel ve köprü gibi bir takım yerleri de havaya uçurarak tam bir kargaşaya sebep olmak ve akabinde büyük devletlerin müdahalesine yol açarak doğuda kendilerine müstakil bir Ermenistan Dev leti kurmaktı. Fakat belirttiğimiz gibi öncelikle padişahın ortadan kaldırılması, işe “baş”tan başlanması gerekiyordu.
Ermeni teröristler sultanı öldürmek için en uygun yer olarak Yıldız Camii’nin Selamlık mevkiini seçtiler. “Selamlık” veya “Cuma Selamlığı”, padişahların Cuma namazını kılmak üzere camilerden birisine gidişleri dolayısıyla yapılan merasime denirdi. Sultan Abdülhamid Han Yıldız Camii’ni yaptırdıktan sonra selamlık merasimleri genellikle bu camide olmaya başladı ve merasimin yapıldığı yere “selamlık mevkii” denildi.
Ermeniler padişahı öldürmek için önce el bombası atmayı düşündüler. Bu sebeple yabancı misafirlere ayrılan bölümde inceleme yaptılar. Fakat sonradan bu fikirden vaz geçerek saatli bomba patlatmayı kararlaştırdılar. Bunun için de Viyana’dan özel yapılmış bir araba getirttiler. Yine yurt dışından patlayıcı malzeme de temin ederek bunları parça parça içeri sokmayı başardılar.
Yazının devamını Yedikıta Dergisi Mayıs (21. Sayı 2010) sayısından okuyabilirsiniz.
Asırlar boyunca İslâm medeniyetinin manevî omurgasını oluşturan fütüvvet ve onun Anadolu’daki tezahürü olan Ahilik, gençliği…
Küçük bir gemi reisliğinden kaptan-ı deryalığa kadar yükselen Barbaros Hayreddin Paşa, Akdeniz’in her köşesinde yankılanan…
Tarihin engin hatıralarını barındırır Divanyolu. Yerebatan Sarnıcı’ndan yola çıksanız, yol boyu sağlı sollu pek çok…
Kânî Efendi’nin gönlündeki İstanbul’a gitme sevdası karşısında herkes, aklıyla konuşmuştu ama o, gönlüyle yürümüştü…
Selçuklu dönemi, tefsir ilminin müstakil bir disiplin olarak şekillendiği, farklı coğrafyalarda ihtiyaçlara cevap veren zengin…
İstanbul’un ihtişamlı tarihinin gölgesinde kalan Çatalca Surları, şehrin dış savunma hattının bir parçası olarak beşinci…
View Comments
Osmanlılarin gidişiyle başladı herşey...
Yazınız için teşekkür ederiz