Ankara Savaşı, Osmanlılar için sadece kaybedilmiş bir askerî mücadele değildi aslında. Bu mağlubiyet, ilerleyen yıllarda Osmanlı toplum yapısında siyasî, sosyal, kültürel ve askerî cihetlerden büyük kırılmaların ve tarihî dönüm noktalarının yaşanmasına yol açacaktı…
Giriş spotumuzda da bahsettiğimiz üzere, Emîr Timur, Anadolu’da tam bir rüzgâr estirmiş, etkileri on yıllar sonra dahi görülmüştür. Onun Anadolu’dan ayrılmasından sonra Osmanlı topraklarında yaşanan önemli gelişmeleri, ana hatlarıyla şu başlıklar altında toplayabiliriz:
•Osmanlı’da başlayan kimlik krizi ve Kayı-Oğuz kimliğinin inşası
•Osmanlı ordusunun yeniden yapılanması
•Osmanlı nüfus yapısında değişiklikler
•Osmanlı siyaset anlayışında dönüşüm
•Bazı tarikatların Osmanlı coğrafyasına gelişi
•Osmanlı edebiyat ve kültüründe Farsçanın ağırlığının artması
•Resmî tarih yazıcılığının başlaması
Emîr Timur, Anadolu seferi öncesinde Osmanlılar ve diğer beylikler aleyhinde bir “meşruiyet” krizine zemin hazırlamıştı. Buna göre; “Anadolu vaktiyle İlhanlılara tâbi idi ve üzerindeki ‘hanlık’ hakkı da İlhanlıların vârisi olan Çağatay hanına aitti. Kendisi de onların mirasçısı olmakla, biat olunmalıydı. Zira Osmanlılar ve Memlükler, herhangi asil hanlık soyundan gelmiyordu.”
Bu iddia, o güne kadar Osmanlıların karşılaştığı ve gündemlerine aldıkları bir husus değildi. Onlar meşruiyetlerini, Selçukluların uç beyleri olarak serhatlerde yürüttükleri başarılı “gaza/cihat” faaliyetlerinden almaktaydılar. Yani onlar için meşruiyet, kılıç ve bilek hakkıydı. Bu bakış açısı sadece Osmanlılar için değil, Anadolu’daki diğer küçük beylikler için de böyleydi.
Yazının tamamını Yedikıta Dergisi 206. sayısından (Ekim 2025) okuyabilirsiniz.
Asırlar boyunca İslâm medeniyetinin manevî omurgasını oluşturan fütüvvet ve onun Anadolu’daki tezahürü olan Ahilik, gençliği…
Küçük bir gemi reisliğinden kaptan-ı deryalığa kadar yükselen Barbaros Hayreddin Paşa, Akdeniz’in her köşesinde yankılanan…
Tarihin engin hatıralarını barındırır Divanyolu. Yerebatan Sarnıcı’ndan yola çıksanız, yol boyu sağlı sollu pek çok…
Kânî Efendi’nin gönlündeki İstanbul’a gitme sevdası karşısında herkes, aklıyla konuşmuştu ama o, gönlüyle yürümüştü…
Selçuklu dönemi, tefsir ilminin müstakil bir disiplin olarak şekillendiği, farklı coğrafyalarda ihtiyaçlara cevap veren zengin…
İstanbul’un ihtişamlı tarihinin gölgesinde kalan Çatalca Surları, şehrin dış savunma hattının bir parçası olarak beşinci…