Categories: Osmanlı Tarihi

Saraydan Geçen Tren

“Memleketime Demiryolu Yapılsın da İsterse Sırtımdan Geçsin, Razıyım!”

Osmanlı Devleti, 1870’de Balkanlar ve Avrupa’yı İstanbul’a bağlayacak iki bin kilometrelik “Rumeli Demiryolları” projesini başlattı. İlk aşamada, Yedikule ile Küçükçekmece arasındaki 15 kilometrelik hat tamamlanmıştı. Ancak, hattın başlangıç noktası olan Yedikule’nin şehrin merkezine uzak olması, yolcular ve yükler için sorun teşkil etti. Ayrıca liman bağlantısının da olmaması, şikâyetleri artırdı. Bu durum üzerine demiryolu şirketi, hattı şehrin en uygun merkezi noktası olan Sirkeci’ye kadar uzatmak için yetkili makamlardan izin istedi.

Hattın şehir merkezine, yani Sirkeci’ye ulaşması için Topkapı Sarayı’nın bahçesinden geçmesi gerekiyordu. Bu durum, İstanbul kamuoyunda büyük tartışmalara yol açtı.

Demiryolunun Topkapı Sarayı’ndan geçmesi için ise köşklerin yıkılması ve bahçenin bozulması gerekiyordu. Buna ilaveten çevredeki ahali, Sarayburnu gibi müstesna bir yerde, lokomotiflerin çıkaracağı duman ve gürültünün, tarihî eserlere ve çevreye zarar vereceği endişesiyle tren projesine sıcak bakmamıştı. Bazıları da ecnebi bir şirketin, halifenin bahçesinden geçecek olmasını yadırgamıştı.

Projeyi destekleyen Sadrazam Âli Paşa, bir komisyon kurarak meseleyi nihayete erdirmek istedi. Toplantıda hararetli tartışmalar yaşandı. Mütercim Rüştü Paşa, Serasker Rıza Paşa ve vükelâdan bazıları, Sirkeci’ye uzatılmasına şiddetle karşı çıktılar. Netice itibarıyla komisyondan herhangi bir karar çıkmadığı gibi, tartışmalar da bitmedi.

Sadrazam Âli Paşa harekete geçerek, meseleyi kökten çözmek için durumu, son kararı verecek olan Sultan Abdülaziz Han’a arz etti. Padişah, yapılan çalışmaları inceledi, projeyi uygun gördü ve tarihe geçecek şu sözü söyledi:

“Memleketime demiryolu yapılsın da isterse sırtımdan geçsin, razıyım!”

Padişahın bu emri üzerine herkes sustu. İnşaat ilerledi, gerekli yıkımlar yapıldı ve 21 Temmuz 1872’de trenler, Sirkeci’den Küçükçekmece’ye seferlere başladı. 

Kaynaklar: Osmanlı’da Ulaşım, Ed. Vahdettin Engin-Ahmet Uçar, Osman Doğan, İstanbul 2012.

Veysel Sekmen

Share
Yazar:
Veysel Sekmen

Recent Posts

İslâm’ın İlk Sancaktarı Büreyde bin Husayb el-Eslemî (R.A.)

Büreyde bin Husayb el-Eslemî (r.a.) Hazretleri, Horasan bölgesinde en son vefat eden sahabî olup, İslâm…

32 dakika ago

Kapısından Penceresine Türk Evinin Mahremiyet Unsurları

Osmanlı medeniyeti, gücünü; ölçüden, edep ve zarafetten aldı. Şehrin imarından hane kapısına kadar uzanan bu…

37 dakika ago

Çanakkale Cephesi’nde Ramazan-ı Şerif

Siperler topraktı, gökyüzü ateşle doluydu. Ramazan-ı Şerif’in manevî serinliği, Çanakkale siperlerinin her yanında hissediliyordu.

40 dakika ago

Zigetvar Önünde Bir Sultan

Yaşlı ve hasta olmasına rağmen Zigetvar Kuşatması’na bizzat katılan Sultan Süleyman, sefer sırasında irtihal etti.…

47 dakika ago

Barselona’da İslâm Hâkimiyeti

Dünyanın en çok ziyaret edilen şehirlerinden Barselona, bir zamanlar “Berşelûne” adıyla Endülüs’ün kuzeyindeki önemli İslâm…

50 dakika ago

Emir Musa Medresesi’nin Hikâyesi

Anadolu coğrafyası, hâlâ ecdadın binlerce eseriyle süslü. Bu medeniyet unsurları maalesef, güya yine “medeniyet” adına…

52 dakika ago