Selçuklu döneminde sultanlarla birlikte vezirler ve önde gelen devlet adamları da mukaddes beldelere hizmet etmeyi şeref bilmişlerdir. Kimi su yollarını tamir ettirmiş, kimi de Medine-i Münevvere’yi surlarla kuşatarak şehrin güvenliğini sağlamıştır. Bu manada Nizâmülmülk ve Cemâleddin el-İsfahânî’nin faaliyetleri, tarihe altın harflerle geçen hizmetler arasında yer almıştır…
Selçuklu veziri Nizâmülmülk, devlet yönetimindeki üstün başarılarının yanı sıra hac yollarının güvenliği ve mukaddes toprakların imarı konusunda da önemli hizmetlerde bulunmuştur. Özellikle Arafat ile Mekke-i Mükerreme arasında, daha önce Harun Reşid’in hanımı Zübeyde Hatun tarafından inşa ettirilen su yollarını yeniden tamir ettirerek hacıların su ihtiyacını karşılamıştır. Ayrıca Kâbe-i Muazzama’nın yenilenmesinde maddî-manevî desteği olmuş, çevresindeki meydanı genişletmiş ve Harem-i Şerif’in çeşitli bölümlerinin bakım ve tamirini gerçekleştirmiştir. Bu mukaddes beldelerde yaşayan ahaliye de çok ihsanlarda bulunmuştur.
Sultan Melikşah döneminde Kâbe-i Muazzama’ya beyaz bir örtü asılmıştı. Bu örtü, aslında Gazneli Sultan Mahmud tarafından hazırlanmış fakat çeşitli sebeplerle gönderilemeyerek yaklaşık 40 yıl muhafaza edilmişti. En nihayetinde Nizâmülmülk’ün girişimleri sayesinde bu örtü, ait olduğu yere, Kâbe-i Muazzama’ya ulaştırılmıştır. Nizâmülmülk’ün bu gayretleri, onun sadece bir devlet adamı olarak değil, aynı zamanda İslâm’ın mukaddes değerlerine duyduğu derin bağlılığı da göstermektedir.
Nizâmülmülk haricinde, Haremeyn’e hizmet eden önemli devlet adamlarından biri de Ebû Mansûr Cemâleddin Muhammed el-İsfahânî’dir. Sultan Muhammed Tapar devrinde (askerlik işlerinden sorumlu) Dîvân-ı Arz’da görev yapmış, ardından Atabeg İmâdüddin Zengî’nin hizmetine girmiş ve daha sonra Zengîler devletinde vezirlik makamına kadar yükselmiştir.
Cemâleddin el-İsfahânî, Mekke-i Mükerreme ve Medine-i Münevvere’deki hayır eserleriyle tanınmıştır. Harem-i Şerif’in kapılarını sağlamlaştırmış, Arafat’a yeni su kaynakları getirerek hac yolculuğunu kolaylaştırmıştır. Su kuyuları açtırmış, yağmur suyunu yönlendirmek amacıyla yol kenarlarına arklar kazdırmış ve iki mukaddes şehirdeki binaların bakım ve tamirine ciddî malî destek sağlamıştır. Ayrıca Kâbe-i Muazzama’nın kapısını değerli madenlerle süsletmiş, eşiğini ise saf altınla kaplatmıştır.
Cemâleddin el-İsfahânî’nin en büyük hizmetlerinden biri, daha önce surlarla çevrili olmayan ve sürekli Bedevî saldırılarına maruz kalan Medine-i Münevvere’yi, sağlam surlarla koruma altına almasıdır. Bununla birlikte, bu mukaddes şehirlerde yaşayan yoksullara her yıl düzenli olarak maddî yardımlar yapmış, Mescid-i Nebevî ve Mescid-i Haram’da hizmet edenlere büyük desteklerde bulunmuştur.
Kapak yazısının tamamını Yedikıta Dergisi 206. sayısından (Ekim 2025) okuyabilirsiniz.
Büreyde bin Husayb el-Eslemî (r.a.) Hazretleri, Horasan bölgesinde en son vefat eden sahabî olup, İslâm…
Osmanlı medeniyeti, gücünü; ölçüden, edep ve zarafetten aldı. Şehrin imarından hane kapısına kadar uzanan bu…
Siperler topraktı, gökyüzü ateşle doluydu. Ramazan-ı Şerif’in manevî serinliği, Çanakkale siperlerinin her yanında hissediliyordu.
Yaşlı ve hasta olmasına rağmen Zigetvar Kuşatması’na bizzat katılan Sultan Süleyman, sefer sırasında irtihal etti.…
Dünyanın en çok ziyaret edilen şehirlerinden Barselona, bir zamanlar “Berşelûne” adıyla Endülüs’ün kuzeyindeki önemli İslâm…
Anadolu coğrafyası, hâlâ ecdadın binlerce eseriyle süslü. Bu medeniyet unsurları maalesef, güya yine “medeniyet” adına…