Osmanlı’nın Muallim-i Sâlis’i Mütercim Yanyalı Esad Efendi

Osmanlı ilim hayatında önemli bir yere sahip olan Yanyalı Esad Efendi, Arapça ve Farsçanın yanında Grekçe ve Latinceye de hâkimdi. Pek çok medresede müderrislik ve kadılık yapmıştı. Ancak onu ön plana çıkaran asıl hususiyeti, yaptığı tercüme faaliyetleri sayesinde, Osmanlı düşünce geleneğinde aklî ilimleri yeniden sistematik bir biçimde ele almış olmasıydı…

18. yüzyıl Osmanlı ilim hayatı, özellikle Lâle Devri’nde aklî ilimlerin sistemli biçimde yeniden ele alındığı bir yenilenme devrine işaret eder. Bu dönemin belirleyici unsurları arasında matbaanın kuruluşu, tercüme faaliyetlerinin kurumsallaşması ve klasik Grek felsefe metinlerinin yeniden okunmaya başlanması sayılabilir. Bu çerçevede Yanyalı Esad Efendi hem çok dilliliği hem de Grekçe ve Latince kaynaklara dayanarak yaptığı tercümelerle, Osmanlı düşüncesinde aklî ilimlere yeni bir soluk kazandıran öncü şahsiyetlerden biri olarak öne çıkar.

Hayatı, Eğitimi ve İlk Hocaları

Kuzeybatı Yunanistan’daki Yanya şehrinde dünyaya gelen Esad Efendi, eserlerinde “Yanyavî” nisbesini kullanmıştır. Doğum tarihi kesin olmamakla birlikte, 1670-1675 yılları arasında doğduğu kabul edilir. İlk eğitimini memleketinde Yanya müftüsü Mehmed Efendi ve İbrahim Efendi’den alan Esad Efendi, genç yaşta Arapça, Farsça ve temel dinî ilimlerde yetkinlik kazanmıştır.

Genç âlimin hayatında asıl dönüm noktası ise İstanbul’da yaşanacaktı. 1687 yılında payitahta giderek medrese öğrenimine başlaması, onun ilmî serüveninde büyük bir değişim meydana getirdi. Burada Müneccimbaşı Mehmed Efendi’den Öklid’in Usûl-i Öklîdis’ini, Tekirdağ müftüsü Mehmed Efendi’den matematik ve astronomiyi, Molla Müncil’den Farsçayı, Akşehirlizâde İbrahim Efendi’den ise felsefe ve kelâmı öğrenmişti. Bu çok yönlü eğitim, Esad Efendi’yi hem naklî hem aklî disiplinlerde derinleşmiş bir âlim hâline getirdi. Onun klasik dillerdeki yetkinliğini vurgulayan rivayetler, felsefî okuma birikiminin Grekçe ve Latince orijinaller üzerinden geliştiğini göstermesi bakımından önemlidir.

Tercüme Heyetlerindeki Rolüyle Öne Çıktı

Bu güçlü eğitim altyapısı, Esad Efendi’nin ilmiye kademelerinde hızla yükselmesinin önünü açtı. Şeyhülislâm Ebûsaidzâde Feyzullah Efendi’den aldığı mülâzemetle, 1691 senesinden itibaren ilmiyede hızlı bir yükseliş göstermişti. Süleyman Ağa Dârülhadisi’nden başlamak suretiyle Defterdar Yahyâ Efendi, Eyüp Ferhad Paşa, Mûsıle-i Sahn-ı Semân, Edirnekapı Mihrimah Sultan ve Murad Paşa medreselerinde müderris olarak görev yaptı. 1721 yılında Mûsıle-i Süleymaniye pâyesini alması, ilmiyedeki muteber konumunu göstermektedir.

Yazının tamamını Yedikıta Dergisi 210. sayısından (Şubat 2026) okuyabilirsiniz.

Mustafa Karadaş

Recent Posts

İslâm Medeniyetinin Gençlik Aşısı Fütüvvet

Asırlar boyunca İslâm medeniyetinin manevî omurgasını oluşturan fütüvvet ve onun Anadolu’daki tezahürü olan Ahilik, gençliği…

2 saat ago

“Gör Şimdi Top Atışı Nasıl Olurmuş!”

Küçük bir gemi reisliğinden kaptan-ı deryalığa kadar yükselen Barbaros Hayreddin Paşa, Akdeniz’in her köşesinde yankılanan…

2 saat ago

Divanyolu

Tarihin engin hatıralarını barındırır Divanyolu. Yerebatan Sarnıcı’ndan yola çıksanız, yol boyu sağlı sollu pek çok…

2 saat ago

Kânî Efendi’nin İstanbul Sevdası

Kânî Efendi’nin gönlündeki İstanbul’a gitme sevdası karşısında herkes, aklıyla konuşmuştu ama o, gönlüyle yürümüştü…

2 saat ago

Selçuklu Çağında Tefsir İlmi ve Selçuklu Müfessirleri

Selçuklu dönemi, tefsir ilminin müstakil bir disiplin olarak şekillendiği, farklı coğrafyalarda ihtiyaçlara cevap veren zengin…

2 saat ago

Çatalca’nın Tarihî Surları

İstanbul’un ihtişamlı tarihinin gölgesinde kalan Çatalca Surları, şehrin dış savunma hattının bir parçası olarak beşinci…

2 saat ago