Kudüs’te Kıyamet Kilisesi’nin balkonundaki ahşap merdiven 162 yıldır aynı yerde, aynı şekilde duruyor. Merdiveni bir buçuk asırdır burada tutan şeyse, devrin Osmanlı padişahı Abdülmecid Han’ın beldeye göndermiş olduğu bir ferman…
Roma hükümdarı Birinci Konstantin’in annesi Helana tarafından Kudüs’te Golgotha tepesinde inşa edilen Kabir Kilisesi, Kıyamet ve Kamame Kilisesi adlarıyla da anılır. Kilise bütün Hıristiyanlar için son derece ehemmiyetli sayılmaktadır. Öyle ki, asırlar boyunca farklı mezheplere sahip Hıristiyan gruplar, Mescid-i Aksa’ya çok yakın mesafedeki Kabir Kilisesi’nin mümkün olduğu kadar fazla kısmının bakımını üzerlerine almak istediklerinden aralarında bazen çatışmalar çıkmıştır.
Böyle arbedelerden biri 1757 yılında, Sultan Üçüncü Mustafa devrinde yaşanmış, padişah karışıklıkların önünü almak üzere Kudüs’e bir ferman göndermişti. Ferman, Kabir Kilisesi’nin temizlik ve bakımını Ortodoks, Katolik, Ermeni ve Süryaniler arasında eşit olarak paylaştırıyordu. Avluyu temizleme görevi Ortodokslara, basamakları temizleme görevi ise Katoliklere verilmişti.
Basamak Krizi
Bu uygulama bir asırdır hadisesiz devam ederken, 1852 yılında, kilisenin önündeki avlu ve avluyu yola bağlayan merdiven yüzünden Rum Ortodoksları ile Latin Katolikler anlaşmazlığa düştüler. Ön taraftan bakınca müstakil görünen en alttaki basamak, diğer taraftan bakıldığında avlunun bir parçası gibiydi. İşte bu merdivenin temizliği sırasında bir gün iki taraf “Siz bizim sevabımızı kapıyorsunuz!” diyerek birbirine girince büyüyen çatışmalarda onlarca kişi ölmüştü. Rusya da meseleye dâhil olmuş, Kudüs’teki Hıristiyan kutsal mekânlarının Rusya idaresine geçmesini istemeye başlamıştı.
Yazının devamını Yedikıta Dergisi Kasım (75. Sayı 2014) sayısından okuyabilirsiniz.
Bir tarafta tarihin tozlu sayfalarına karışan, yıkılan, yakılan ve raflarında insanlığın hafızasını saklayan eski zaman…
Ücretsiz olarak erişim sağlayabileceğiniz en meşhur dijital arşiv ve kütüphaneleri sizler için derledik…
Orta Çağ’ın karanlık ve bilinmezliklerle dolu dünyasında, tüccarlar ve seyyahlar, yalnızca zorlu yolculuklarla değil, aynı…
Timur ordusu, savaş meydanlarında geçen otuz yıl boyunca hiç yenilgi yüzü görmemiş, âdeta durdurulamaz bir…
Kütüphaneler artık raflarla sınırlı değil. Elektronik kaynaklardan yapay zekâ destekli arşivlemeye, kütüphaneciliğin sınırları yeniden çiziliyor.…
Kütüphanelerdeki dijital dönüşüm ülkemizde olduğu gibi tüm dünyada da devam ediyor. Bilginin dijital ortama aktarılma…