Alman müsteşrik Theodor Nöldeke’nin temelini attığı “Kur’ân Tarihi” isimli kitap, oryantalistlerin başucu kitaplarından biridir. 80 yılda tamamlanan bu bilimsel(!) çalışmanın ana hedefi ise objektiflik maskesi altında Kur’ân-ı Kerîm ve İslâmiyet’i tahrif etmekten ibarettir…
Müsteşriklerin “Bilimsel Çalışma” perdesi altında, Kur’ân-ı Kerîm ve Peygamber Efendimiz (s.a.v.) hakkında kaleme aldıkları kitapların Müslümanların zihinlerine birtakım şüphe tohumları bıraktığı, ehlince malumdur. Bu mevzudaki en esaslı eserlerden biri, müsteşrik Theodor Nöldeke (1836-1930) tarafından kaleme alınmıştır. Bu kitap, mevzu hakkında imal-i fikirde bulunan yerli ve yabancı bütün müsteşriklerin temel referanslarından biridir. Nöldeke’nin eserindeki her bir yanlışa dair değerlendirmelerimizi, daha sonra yazmayı düşündüğümüz hususî makalelere havale ederek bu makalemizde kitabın kaleme alınış macerası ve muhtevası hakkında bilgi vermek ve akademi dünyasının bu esere gösterdiği itibara dikkat çekmekle iktifa edeceğiz. Tevfik, Allah’tandır.
Alman filolog ve müsteşrik Nöldeke’nin ana dili Almancadır. Ancak o, genç yaşından itibaren Latince, Sanskiritçe, İbranice, Arapça, Farsça ve Türkçe öğrenmiştir. Nöldeke, İslâm’ın kaynaklarıyla doğrudan yahut dolaylı olarak alakası bulunan sahalarda çalışmalar yapmış olsa da onun oryantalistler arasında yüksek itibarına sebep olan en meşhur eseri, De Origine Et Compositione Surarum Qoranicarum İpspusque/Kur’ân Surelerinin Kökeni ve Tertibi Üzerine isimli doktora tezidir.
Nöldeke’nin bu tezi; a) Vahiy, b) Hz. Peygamber’in (s.a.v.) Şahsiyeti, c) Nüzul Tarihleri İtibariyle Kur’ân-ı Kerîm Surelerinin Tertibi, şeklinde üç bölümden müteşekkildir. Nöldeke, 1856 senesinde tamamladığı bu çalışması ile 1858 senesinde, o zaman Avrupa’da itibarı çok yüksek olan Paris Akademisi tarafından birincilik ödülüne layık görülmüştür. Bugün elimizde bulunan kitap, temelini bu tez oluşturmakla beraber son hâline gelinceye kadar başka müsteşriklerin de tashih ve ilaveleri ile dört ayrı aşamadan geçmiştir.
Birinci aşama: Nöldeke, söz konusu tezini 1862 senesinde birtakım değişikliklerle Almancaya çevirmiş ve Geschichte Des Qorans/Kur’ân’ın Tarihi ismi ile 200 sayfa civarında küçük bir kitap hâlinde yayınlamıştır.
Yazının tamamını Yedikıta Dergisi 137. sayısından (Ocak 2020) okuyabilirsiniz.
Sahabe izleriyle bereket bulan Bitlis, sinesinde kadim medeniyetlerin izlerini taşıyor. Tarihin tabiatla bütünleştiği kadim şehir,…
Üç Osmanlı şehri, üç ecdat yadigârı cami… Bulgaristan topraklarında gördüklerimiz ve burada yazdıklarımız, bu yolculuğun…
Nizâmiye Medreseleri, bir eğitim kurumundan çok daha fazlasıydı. Sistemli yapısı, vakıf destekli malî gücü, dinî-siyasî…
Cihan devletinin padişahları ve hanedan mensupları arasında kaleme alınan mektuplar, asırlar öncesinden günümüze ulaşarak bizlere…
Estergon seferi dönüşü Edirne’de çadırında konaklayan Kanuni Sultan Süleyman Han, yüreğini yakan bir haberle sarsılmıştı.…
Anadolu’nun taçkapıları, medeniyetimizin taşa işlenmiş şaheserleridir. Her birinde incelik ve zarafetin yanında, mahir ustaların sabrı…