Ömür takvimindeki yaprakları kâğıt sayfaları arasında geçirmiş bir hayat… Çocukluk yıllarında başladığı okuma serüvenine usta bir sahaf olarak devam eden Emin Nedret İşli, popüler fakat muhtevası farklılaşan sahaflık mesleğinin değişimini ve püf noktalarını sizler için anlattı…
Sahaflık, günümüzde kısaca “eski kitap alıp satma işi”… Bu mesleğe bunca senesini vermiş biri olarak sizce sahaflık nedir?
Şeyhü’s-sahhafîn yani sahaflar şeyhi merhum Muzaffer Ozak, sahaflık için; “Ölmüş insanların terekelerini, ölecek insanlara satma sanatıdır.” der. Fani kulların yaptığı, topladığı maddî malzemeleri, kitapları, evrakları, pasoları, kimlikleri, rey makbuzlarını vs. her türlü malzemeyi… Genellikle; kenarda köşede gizli saklı bir mekândan bulup çıkarıp, onları erbabına, meraklısına, onları alıp okşayacak, kütüphanesine koyacak, onlardan araştırmalarda bulunacak ve ilim irfan dünyasına yazarak çizerek değerlendirecek insanlara ulaştırma ve satma sanatıdır sahaflık. Yani sahaf için bir nevi “kâğıt arkeologu” denilebilir.
Çünkü biz her ne kadar “arşivcilikte iyiyiz, Osmanlı çok iyi arşiv tutmuştur, şark dünyasında kitaba muhteşem bir saygı ve hürmet vardır” desek de maalesef arşivlerimizin hâli, kütüphanelerimizin hâli, kitaplıklarımızın vaziyeti pek de öyle makbul bir görünümde değildir.
Yazının devamını Yedikıta Dergisi 106. sayısından (Haziran 2017) okuyabilirsiniz.
Büreyde bin Husayb el-Eslemî (r.a.) Hazretleri, Horasan bölgesinde en son vefat eden sahabî olup, İslâm…
Osmanlı medeniyeti, gücünü; ölçüden, edep ve zarafetten aldı. Şehrin imarından hane kapısına kadar uzanan bu…
Siperler topraktı, gökyüzü ateşle doluydu. Ramazan-ı Şerif’in manevî serinliği, Çanakkale siperlerinin her yanında hissediliyordu.
Yaşlı ve hasta olmasına rağmen Zigetvar Kuşatması’na bizzat katılan Sultan Süleyman, sefer sırasında irtihal etti.…
Dünyanın en çok ziyaret edilen şehirlerinden Barselona, bir zamanlar “Berşelûne” adıyla Endülüs’ün kuzeyindeki önemli İslâm…
Anadolu coğrafyası, hâlâ ecdadın binlerce eseriyle süslü. Bu medeniyet unsurları maalesef, güya yine “medeniyet” adına…