Hazar Denizi’nin Bakü açıklarında bulunan Nargin Adası Birinci Dünya Savaşı sırasında Ruslar tarafından esir kampı olarak kullanılmıştı. Ruslar, Doğu Anadolu’da işgal ettikleri Kars, Erzurum, Ardahan gibi bölgelerden ellerine geçirdikleri esirleri, asker sivil ayrımı yapmaksızın, bu adada yıllarca sürecek zorlu bir esaret hayatına maruz bırakmışlardı…
İlk olarak 1915 yılının ilk günlerinde başlar, Nargin adasına götürülen Türklerin esaret hikayesi. Trajik Sarıkamış harekâtı sonrası esir düşen Türk askerlerinin bir bölümü Hazar Denizi’nin Bakü açıklarında bulunan bu küçük adadaki kampa yerleştirilir. Ardından yeni savaşlar, yeni tutsaklıklar ve Nargin benzeri Rus Çarlığı içine serpiştirilmiş kamplarda başlayan yeni esaret hayatları… Bu durum savaşın sonuna kadar böyle sürer gider.
Ruslar işgal ettikleri yerlerde yalnızca askerleri tutsak etmekle yetinmezler. Pek çok sivili de esir götürürler yanlarında… Bu sebeple Nargin esirleri yalnızca askerlerden ibaret değildir. Doğu Anadolu’nun Rus işgaline maruz kalmış Kars, Erzurum, Ardahan gibi bölgelerinden içlerinde yaşı 80’i geçmiş insanlar, 2 yaşından 15 yaşına kadar çocukların da bulunduğu pek çok sivil de vardır. Kısa zamanda sayıları on bine ulaşan bu insanlar, Nargin’de yıllarca sürecek zorlu bir esaret hayatına maruz kalacaklardır.
Yazının devamını Yedikıta Dergisi Nisan (56. Sayı 2013) sayısından okuyabilirsiniz.
Büreyde bin Husayb el-Eslemî (r.a.) Hazretleri, Horasan bölgesinde en son vefat eden sahabî olup, İslâm…
Osmanlı medeniyeti, gücünü; ölçüden, edep ve zarafetten aldı. Şehrin imarından hane kapısına kadar uzanan bu…
Siperler topraktı, gökyüzü ateşle doluydu. Ramazan-ı Şerif’in manevî serinliği, Çanakkale siperlerinin her yanında hissediliyordu.
Yaşlı ve hasta olmasına rağmen Zigetvar Kuşatması’na bizzat katılan Sultan Süleyman, sefer sırasında irtihal etti.…
Dünyanın en çok ziyaret edilen şehirlerinden Barselona, bir zamanlar “Berşelûne” adıyla Endülüs’ün kuzeyindeki önemli İslâm…
Anadolu coğrafyası, hâlâ ecdadın binlerce eseriyle süslü. Bu medeniyet unsurları maalesef, güya yine “medeniyet” adına…