İstanbul’un Muhafızları Ni’me’l-Ceyş

İstanbul’u fethederek Peygamber Efendimizin (s.a.v.) övgüsüne mazhar olan fetih ordusu, Ni’me’l-Ceyş/Ne Güzel Asker unvanıyla müşerref olmuştur. Gerek kuşatma esnasında gerekse şehre girerken şehit düsen kutlu askerlerin aziz hatırası yasasın diye ecdadımız, defnedildikleri yerlere kabirler, mescitler yapmıştır. Üsküdar’dan Eyüp’e, Suriçi’nden Beyoğlu’na kadar pek çok semtte medfun bulunan feth-i mübin şehitlerine hürmette kusur etmemiştir.
Dosyamıza, her gün yanından geçtiğimiz ama fark etmediğimiz; belki de hiç bilmediğimiz Ni’me’l-Ceyş şehitlerin hatırlamak, hatırlatmak istedik. Bütün şehitlerimize rahmet olsun…

On dört asır evvel seyyidü’l-evvelîn ve’l-âhirîn olan Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem tarafından verilen fetih müjdesi, asırlardır Muaviye bin Ebu Süfyan’dan (r.a.) Fatih Sultan Mehmed Han’a kadar gelen, onlarca Müslüman hükümdarın gönül bahçesinde taht kurmuş, onlar da bu büyük müjdenin “Ni’me’l-Emir”i olmak için çok büyük gayret sarf etmişlerdir.

Feth-i Mübin Âyet-i Kerîmesi ve Hadîs-i Şerîfi

628’de Mekkeli müşriklerle Hudeybiye Antlaşması’nı yapan Peygamber-i Zîşân Efendimiz’e (s.a.v.), Allahü Azîmüşşân tarafından “İnnâ fetahnâ leke fethan mübînâ” (mealen: Muhakkak ki biz sana aşikâr bir zafer açtık. -Mekke’nin ve emsalinin fethini takdir buyurduk.-) âyet-i kerîmesi ile başlayan Fetih Suresi nazil olur. Mekke-i Mükerreme’nin tahtında diğer büyük fetihlerin de müjdecisi olan bu surenin indirilmesi ve ardından Hudeybiye Antlaşması ile sulh devri açılır. Bunun üzerine Resûl-i Mürselîn Efendimiz, İslâm’a davet için; imparatorlara, krallara, kayserlere, şahlara, satraplara, aşiret ve kabile reislerine, elçilerle nâme-i risalet-penahî yollar. Bu mukaddes mektuplarından biri de devrin en önemli idarî ve askerî gücüne sahip Doğu Roma (Bizans) İmparatoru Herakliyus’a gönderilir. Ancak Bizanslılar, bu hak davete kulak vermezler ve İslâmiyet’i kabule yanaşmazlar.

Bunun üzerine Fahr-i Âlem Efendimiz (s.a.v.), ümmetini İstanbul’un fethine teşvik eden nice hadîs-i şerîfler buyururlar. Bu hadîs-i şerîflerin sırrına mazhar olmak isteyen İslâm kumandanları, “Kostantıniyye fatihi” olmak için büyük bir heyecan duyarlar ve İstanbul, daima fetih arzusunun merkezi olur. Resûl-i Ekrem’in (s.a.v.) işaret ettiği tebşirata, müjdelere erişmek için buraya müteaddit seferler yaparlar. Peygamber Efendimiz’in hâli hayatlarında başlayan Bizans gazaları, Hulefa-yi Râşidîn devrinde kara ve deniz zaferleriyle taçlandırılır. Suriye, Mısır, İran, Kıbrıs gibi yerler, İslâm memleketi olmakla şereflenir.

Kapak yazısının tamamını Yedikıta Dergisi 177. sayısından (Mayıs 2023) okuyabilirsiniz.

Osman Doğan

Recent Posts

Ashab-ı Kiram ile Bereketlenmiş Diyar Bitlis

Sahabe izleriyle bereket bulan Bitlis, sinesinde kadim medeniyetlerin izlerini taşıyor. Tarihin tabiatla bütünleştiği kadim şehir,…

4 hafta ago

Bulgaristan’da Bir Miras Rotası

Üç Osmanlı şehri, üç ecdat yadigârı cami… Bulgaristan topraklarında gördüklerimiz ve burada yazdıklarımız, bu yolculuğun…

4 hafta ago

İlmin Işığında Kalemin Gölgesinde Nizâmiye Medreseleri

Nizâmiye Medreseleri, bir eğitim kurumundan çok daha fazlasıydı. Sistemli yapısı, vakıf destekli malî gücü, dinî-siyasî…

4 hafta ago

Hafsa Valide Sultan’ın Satırlarında Dua, Hasret ve Zarafet

Cihan devletinin padişahları ve hanedan mensupları arasında kaleme alınan mektuplar, asırlar öncesinden günümüze ulaşarak bizlere…

4 hafta ago

Şehzadeler Güzidesi Mehmed

Estergon seferi dönüşü Edirne’de çadırında konaklayan Kanuni Sultan Süleyman Han, yüreğini yakan bir haberle sarsılmıştı.…

4 hafta ago

Sabırla İşlenen Zarafet Taçkapılar

Anadolu’nun taçkapıları, medeniyetimizin taşa işlenmiş şaheserleridir. Her birinde incelik ve zarafetin yanında, mahir ustaların sabrı…

4 hafta ago