Klasik Osmanlı mimarisinin en nadide yapılarından İbrahim Paşa Sarayı, geçmişin Atmeydanı, günümüzün Sultanahmet Meydanı’nda arz-ı endam etmeye devam ediyor. Tarihî süreç içinde birçok siyasî ve mimarî badireler atlatan saray, yıkılmaktan son anda kurtulmuştu…
Padişah saraylarına alışık olduğumuz Osmanlı tarihinde, özel saray mimarisinin nadide örneklerinden biridir İbrahim Paşa Sarayı. Kanuni Sultan Süleyman devri veziriazamı Makbul İbrahim Paşa tarafından yaptırıldığı bilinmektedir.
Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi’nde bulunan ve İstanbul Emini Ömer Ağa tarafından padişaha takdim edilen 1521 tarihli bir belgeden hareketle sarayın, mevcut bir konağın önemli değişiklikler, eklemeler ve tamirler yapılmak suretiyle meydana getirildiği anlaşılmaktadır. İçinde bir kule ve çardağı, köşk, hazine odası, hamam, kiler, mutfaklar, divanhane, hassa evleri, ahır gibi kısımları bulunan bu yapının 1520’den önce, çok kısa bir süre içinde tamamlandığı biliniyor.
Zaman zaman padişahın da ağırlandığı sarayda, Kanuni Sultan Süleyman’ın kız kardeşi ile evlenen İbrahim Paşa’nın ihtişamlı düğünü de yapılmıştır. İbrahim Paşa’nın 1536’da vefatı üzerine saray, Hazine-i Hümâyûn’a alınmıştır. Bundan sonra bir kısmı iç oğlanlarına ayrılmış, birçok kere tamirattan geçirilerek tarih içinde farklı kişi ve kurumlara tahsis edilmişti. Sultan sarayları dışında günümüze ulaşabilen ender özel saraylardan biri olan şimdiki yapı, geniş koleksiyonu ile Türk-İslâm Eserleri Müzesi olarak kullanılıyor.
1936 yılında “şehir mütehassısı” unvanıyla Fransa’dan getirtilen Henry Prost, yaptığı şehir planı ile âdeta İstanbul’un altını üstüne getirir. Birçok tarihî yapı ve bölge ile alâkalı çok yıkıcı düşünceleri vardır. Bu planlardan İbrahim Paşa Sarayı da nasibini alır.
Yazının tamamını Yedikıta Dergisi 171. sayısından (Kasım 2022) okuyabilirsiniz.
Asırlar boyunca İslâm medeniyetinin manevî omurgasını oluşturan fütüvvet ve onun Anadolu’daki tezahürü olan Ahilik, gençliği…
Küçük bir gemi reisliğinden kaptan-ı deryalığa kadar yükselen Barbaros Hayreddin Paşa, Akdeniz’in her köşesinde yankılanan…
Tarihin engin hatıralarını barındırır Divanyolu. Yerebatan Sarnıcı’ndan yola çıksanız, yol boyu sağlı sollu pek çok…
Kânî Efendi’nin gönlündeki İstanbul’a gitme sevdası karşısında herkes, aklıyla konuşmuştu ama o, gönlüyle yürümüştü…
Selçuklu dönemi, tefsir ilminin müstakil bir disiplin olarak şekillendiği, farklı coğrafyalarda ihtiyaçlara cevap veren zengin…
İstanbul’un ihtişamlı tarihinin gölgesinde kalan Çatalca Surları, şehrin dış savunma hattının bir parçası olarak beşinci…