Denizcilik tarihimizin başta gelen otoritelerinden Prof. Dr. İdris Bostan hocamıza, kendi sahasının yurt içi ve yurt dışındaki durumunu, çalışma şeklini ve kütüphanesini sorduk…
Denizcilik tarihi denince akla gelen ilk isimlerdensiniz. Sizi bu alana sevk eden sebepler nelerdi?
Tarih Bölümü’ndeki öğrenciliğim sırasında Osmanlı Tarihi araştırmalarının çeşitliliği dikkatimi çok çekiyordu. Bilhassa Tayyib Gökbilgin, Cengiz Orhonlu ve emsâli diğer hocalarımızın, Barkan ve İnalcık gibi meşhur tarihçilerin dergilerdeki makalelerini ve İslam Ansiklopedisi’ne (MEB) yazdıkları maddeleri okurken fevkalade heyecan duyuyordum. Özellikle uzak Osmanlı coğrafyası içinde Habeş Eyaleti kitabı ve bazı makaleleriyle Kızıldeniz ve Basra Körfezi üzerinden Hind Okyanusu’na bir pencere açan Cengiz Bey ve onun açtığı yoldan giden Salih Bey’in araştırmaları Osmanlı Tarihi’nin hiç el atılmamış uluslar arası boyutta nice konularının olduğunu gösteriyordu. Lisans dönemi son sınıfında 1560 senesine ait ilk Yemen eyaleti bütçesini mezuniyet tezi olarak hazırlamıştım. Barkan Hoca’nın yayınladığı bütçeler yardımıyla da bir miktar siyakat öğrenmiştim. Bu sebeple Osmanlı Müesseseleri ve Medeniyeti Tarihi kürsüsünde doktora tezim için konu araştırırken bu kadar uzak diyarları hâkimiyeti altına almış ve denizlerde bu derece hükümrân olmuş bir devletin merkez üssü olan Tersâne-i Âmire’nin yapısını ve faaliyetlerini incelemenin doğru olacağını düşündüm. Tez hocam Mübahat (Kütükoğlu) Hanım’ın ikazına rağmen bu ummana açılma cesareti gösterdimse de hiçbir hazırlığım olmadığı için bunun cahil cesareti olduğunu anlamakta gecikmedim.
Yazının devamını Yedikıta Dergisi 80. sayısından (Nisan 2015) okuyabilirsiniz.
Asırlar boyunca İslâm medeniyetinin manevî omurgasını oluşturan fütüvvet ve onun Anadolu’daki tezahürü olan Ahilik, gençliği…
Küçük bir gemi reisliğinden kaptan-ı deryalığa kadar yükselen Barbaros Hayreddin Paşa, Akdeniz’in her köşesinde yankılanan…
Tarihin engin hatıralarını barındırır Divanyolu. Yerebatan Sarnıcı’ndan yola çıksanız, yol boyu sağlı sollu pek çok…
Kânî Efendi’nin gönlündeki İstanbul’a gitme sevdası karşısında herkes, aklıyla konuşmuştu ama o, gönlüyle yürümüştü…
Selçuklu dönemi, tefsir ilminin müstakil bir disiplin olarak şekillendiği, farklı coğrafyalarda ihtiyaçlara cevap veren zengin…
İstanbul’un ihtişamlı tarihinin gölgesinde kalan Çatalca Surları, şehrin dış savunma hattının bir parçası olarak beşinci…