Röportajlar

“Gaye Pâye Değil İlim Olmalı”

Kütükoğlu” soyadı tarihçilerin aşina olduğu bir isim. Her ikisi de tarihçiliğimiz için vazgeçilmez çalışmalar yapmış bir çift Bekir ve Mübahat Kütükoğlu. Bekir Bey bugün hayatta olmasa da eşi Mübahat Hanım ile hayat prensiplerini, bir ömür verdiği çalışmalarını, kütüphanesini ve Bekir Kütükoğlu’nu konuştuk…

Tecrübe Konuşuyor bölümü için hocalarımızı ziyaret ediyoruz. Bölüm gerçekten alâka gördü. İnsanlar, özellikle öğrenciler sevdiler. Bunları kitaplaştıracağız inşaallah. Zira hocaların tecrübeleri, gençlere meslekî anlamda tavsiyeleri bizler için önemli. Bu anlamda her türlü istifadeyi sağlamak için elimizden geleni yapıyoruz. Beş on soru da sizin için hazırladık. Arzu ederseniz başlayalım… Yapmış olduğunuz çalışmalar her türlü takdirin üstünde; ellerinize sağlık. Peki bunca eser nasıl bir gayretin neticesidir, kısaca çalışma prensiplerinizden bahseder misiniz?

 

Bir kere gündüz çalışmayı severim. Erken kalkar ve uzun süre çalışırım. Şimdi pek yapamıyorum. Çünki gözümde bir arıza var. Eskisi gibi devamlı çalışamıyorum. Ama çok sıkı çalıştığım senelerde sabah 6’da kalkar, yemek araları hariç, saat dörde beşe kadar çalışırdım. Ve böyle çalışmadıktan sonra da hiçbir şeyin elde edilemeyeceğine kani’imdir. Eğer bir şey zihnimi çok meşgul etmişse neredeyse uykularıma giriyor diyebilirim. Meselâ sabah gözümü açtığımda yine o konuyla ilgili bulurum kendimi. Bir de şimdi bana yardım eden gençler var. Onları galiba fazla uğraştırıyorum. Meselâ, herhangi bir mesele hakkında okurken kafama bir şey takılmışsa mutlaka onu araştırmak isterim. Sonra bakarım demem. Eğer evde halledebileceğim bir şeyse bakarım. Tabiî kütüphaneye veya arşive gitmek gerekiyorsa o ayrı bir konu… Bu, talebelerle çalışırken olurdu çoğu zaman. Eskiden biliyorsunuz, mezuniyet tezleri vardı ve hem ben, hem eşim talebeyle birebir uğraşırdık. Tezleri baştan sona okuyup kontrol ederdik. O arada bir kelime, bir tabir geçtiği zaman, talebeye bunu araştırmasını söylerdim, ama ben daha çok merak eder hatta kendim araştırır ona söylerdim. Öyle bir tabiatım vardır. Bilmiyorum, bu kadar titizlenmek iyi bir şey mi, değil mi…

 

Yazının devamını Yedikıta Dergisi 82. sayısından (Haziran 2015) okuyabilirsiniz.

Prof. Dr. Mübahat Kütükoğlu

Recent Posts

Horasan’ın İncisi Merv

Düzlüklerinde savrulan her bir toz zerreciği dahi buram buram tarih kokar Merv’in. Sanki akıp giden…

4 hafta ago

Timur Beg’in Mimarî Mirası

Timurlu mimarîsi, pek çok farklı coğrafyadan taşıdığı izlerle Orta Asya’daki İslâm sanatının zirvesidir. Sonraki devirler…

4 hafta ago

Yavuz Sultan Selim Han’ın Âlim Dostu Molla Halîmî Çelebi

Osmanlı ilim ve irfan geleneğinin parlak simalarından Halîmî Çelebi, ilmiyle âmil, ahlâkıyla mümtaz bir âlimdir.

4 hafta ago

Selçuklu Medeniyetinin Bilgi Hazineleri Kütüphaneler

Selçuklu sultanları ve devlet adamları, kitaplara duydukları hürmeti, ülkenin dört bir yanında inşa ettikleri kütüphanelerle…

4 hafta ago

Batılı Seyyahların Gözüyle Osmanlı Kadını

“Türk insanı şefkatlidir, ailesine düşkündür. Evlilik ve aile bağlarına genel olarak Avrupalılardan daha çok saygı…

4 hafta ago

Tuna Kıyısında Bir Tarih Ingolstadt

Orta Çağ’dan kalma şatoları, dev araç fabrikası ve Bavyera Ordu Müzesi’nde sergilenen Osmanlı çadırıyla Ingolstadt,…

4 hafta ago