Fotoğraf arkası yazılar, insan ruhunun derinliklerinde bırakılan bir izdir. Günümüz tüketim toplumunun anlık görüntü paylaşımına indirgediği fotoğrafın arka yüzüne yazılan duygu ifadeleri, geçmişin izini geleceğe taşır. Bir fotoğraf karesinin arkasında yer alan ifadeler, sadece bir fotoğrafı değil, o ânın içindeki bütün hissiyatı yansıtır…
Fotoğraf, insanın geçmişini dondurma ve geleceğe gönderme çabasının en yüksek ve en mükemmel hâlidir. Kaya resimlerinden minyatürlere, onlardan da gravürlere uzanan bir yolculukta fotoğraf; zamanın, mekânın ve duyguların birer yansıması hâline gelmiştir. İnsanoğlu, bu yeni teknolojiyi hızla benimsemiş ve onu hayatının her alanına dâhil etmiştir. Eskilerin “ilm-i kıyafet” dedikleri ilim, fotoğrafla birlikte bir başka boyuta taşınmış; artık insanlar resimleriyle de okunmaya başlanmıştır.
Bilhassa manzara ve panoramik fotoğraflar, geniş alanları ve mekânları gösterme becerisiyle, sayfalarca yazıyı kısa bir bakışla ifade etmiştir. Uzak olan yakınlaşmış, zamanın kaybolan izleri bir çerçevede dondurulmuştur. Fotoğrafla yapılan bir seyahat, gerçek yolculuk gibi gözlerimizi açar. Sultan İkinci Abdülhamid Han’ın şu sözleri, fotoğrafın gücünü en derinden yansıtır: “Her resim, bir fikirdir. Bir resim, yüz sayfalık yazıyla anlatılamayacak siyasî ve hissî manaları telkin eder. Onun için ben, tahrirî münderecâttan (yazılı bilgilerden) ziyade, resimlerden istifade ederim.” Bu ifadeyle fotoğrafın yalnızca görüntü değil, aynı zamanda anlam taşıyan bir dil olduğunu vurgulamıştır.
Fotoğraf, sadece görsel belge değil, edebiyatla kurduğu derin bağla da dikkat çeker. Eskiden yalnızca mektuplarla yapılan haberleşme, zamanla kartpostallar ve fotoğraflarla daha canlı, daha duygusal bir hâl almıştır. Kartpostallar çoğunlukla selamlaşma aracıyken fotoğraflar, hatıra bırakma amacını taşır. Her bir fotoğrafın arkasına yazılan kelimeler, o ânı, o anki duyguyu canlandırır. Ayrılık, özlem, sevgi… Ne kadar farklı duygu varsa, o kadar anlam yüklü yazılardır geriye kalan.
Yazının tamamını Yedikıta Dergisi 206. sayısından (Ekim 2025) okuyabilirsiniz.
Asırlar boyunca İslâm medeniyetinin manevî omurgasını oluşturan fütüvvet ve onun Anadolu’daki tezahürü olan Ahilik, gençliği…
Küçük bir gemi reisliğinden kaptan-ı deryalığa kadar yükselen Barbaros Hayreddin Paşa, Akdeniz’in her köşesinde yankılanan…
Tarihin engin hatıralarını barındırır Divanyolu. Yerebatan Sarnıcı’ndan yola çıksanız, yol boyu sağlı sollu pek çok…
Kânî Efendi’nin gönlündeki İstanbul’a gitme sevdası karşısında herkes, aklıyla konuşmuştu ama o, gönlüyle yürümüştü…
Selçuklu dönemi, tefsir ilminin müstakil bir disiplin olarak şekillendiği, farklı coğrafyalarda ihtiyaçlara cevap veren zengin…
İstanbul’un ihtişamlı tarihinin gölgesinde kalan Çatalca Surları, şehrin dış savunma hattının bir parçası olarak beşinci…