Osmanlılar, fethettikleri şehirlerde hâkimiyet işareti olarak o yerin en büyük kilisesini camiye çevirir, diğer kiliseleri ise Hıristiyan nüfusun kullanımına bırakırdı. Ayrıca fetihten itibaren geçen zaman içinde Hıristiyan nüfusun azalması veya ahalisinin çoğunluğu Müslüman olan mahallelerin ortasında kalması sebebiyle bazı kiliseler cami hâline getirilirdi. İstanbul-Fatih’teki Fethiye Camii de bu şekilde camiye çevrilmişti. Peki bu tarihî cami nasıl müze oldu?
Osmanlı Devleti’nde, gayrimüslimlere ait ibadethanelerinin statüsü İslâm hukukuna, özellikle Hanefî mezhebinin ictihadlarına göre düzenlenmişti. Muhtemelen kiliselerin statüsü ile hükümlerin de yer aldığı, Ortodoks Rum cemaati lideri Georgios Skolarios II. Genadios’la Fatih Sultan Mehmed arasında yapıldığı sabit olan zimmet antlaşmasının metni günümüze kadar ulaşamamıştır. Ancak Islahat Fermanı’nda ve Tanzimat’tan sonra yayınlanan Rum Patrikhanesi Nizamnamesi’nde söz konusu zimmet antlaşmasına atıfta bulunulmaktadır. Benzer hükümler ihtiva eden ve yine fetihten hemen sonra Galata zimmîleriyle yapılan ahidnâmede mevcut kiliselere dokunulmayacağı, kiliselerin camiye çevrilmeyeceği, dîni âyin ve erkânları ne surette ise aynen devam edeceği buna karşılık yeni kilise inşa edilemeyeceği ve çan çalınamayacağı hususları belirtilmişti. Yine Fatih Sultan Mehmed Han’ın verdiği metropolit beratında Ortodoksların dinî ayin ve ibadetlerine önceden nasıl yapıyorlarsa aynen öyle devam etmeleri istenmişti.
Yazının devamını Yedikıta Dergisi 113. sayısından (Ocak 2018) okuyabilirsiniz.
Osmanoğulları’nın ilk büyük payitahtı, Osmanlı’nın dibacesi ve beylikten devlete geçişin müjdeleyicisi Bursa; yeşili ve suyuyla…
Şeyh Üftâde (1490-1580) Hazretleri, daha doğumunda görülen müjdeli bir rüyanın işaret ettiği üzere, zühdü, takvâsı…
Bugün İslâm medeniyetinden söz edebiliyorsak, bunu Medine-i Münevvere’ye borçluyuz diyebiliriz. Zira İslâmî kültürün tekâmül etmeye…
Yazmak, bilgiyi kalıcı hâle getirmek ve nesiller boyunca paylaşmanın en sağlam yoludur. Müstensihlerden şapograf makinelerine…
Mustafa Râkım Efendi, Osmanlı hattatlığında celî sülüs ve tuğrada çığır açan müstesna bir üstattır.
Kalemi güçlü olduğu kadar, bedenen de kuvvetli olan Ahmed Midhat Efendi, devrin gazetecilerinden Lastik Said…