Dünya Tarihi

Çanakkale’de İnsanlık ve Hukuk Dışı Davranışlar

Birinci Dünya Savaşı diye tarihe geçen büyük harp içerisinde Çanakkale Muharebeleri’nin ayrı bir yeri vardır. Bu, hem dünya hem de Türk tarihi açısından böyledir. Gerek harp tarihi, gerek harp sanatı bakımından birçok yeniliklere ve ilklere bu savaşta rastlamak mümkündür. Bu savaş, ayrıca ferdî kahramanlıkların, ahlakî meziyetlerin yanında kuralsızlıkların ve ahlaksızlıkların da cem olduğu bir savaştır

Harp Hukuku

Kısaca harp, karşılıklı olarak galip gelmek için her türlü yola başvurarak kazanmaya çalışmaktır. Başka bir ifadeyle harp, kazanmak için bilerek ve isteyerek adam öldürmektir. Yüzyıllar içerisinde tarih birçok kuralsız, acımasız savaşlara sahne olmuştur. Neticede insanlar bu barbarca davranışa, gayr-i ahlakî durumlara, kuralsızlıklara bir çekidüzen verme lüzumu hissetmiştir. Böylece “harp hukuku” diye bir kavram ortaya çıkmış ve bu hukuk zamanla gelişmiştir. İnsanoğlu kazanmak için her türlü yolu mubah görse de yapılanlar arasındaki bazı davranışlara tahammül edememiştir. Kendi kendini, bazı kaidelerle sınırlama lüzumu hissetmiştir. Yani savaştan vazgeçmemiş ama savaş sırasında uyulması gereken bazı insanî ve hukukî yasaklar da koymuştur.

Kızılhaç Teşkilatı Kuruluyor

24 Haziran 1859 yılında Fransa ile Avusturya arasındaki Solferino Savaşı’nda yaşanan vahşetten etkilenen Cenevreli Henry Dunant, 1862’de “Bir Solferino Hatırası” isimli kitabını yayınladı. Kitabında “Sulh zamanından itibaren, gayesi harp zamanlarında gönüllüler tarafından yaralıları tedavi ettirmek olan cemiyetler kurmak mümkün olamaz mı?” diye soruyordu. İşte bu çağrı 1863’te ilk kurulan Milli Kızılhaç derneklerinin ve 1864’te de 1. Cenevre Konvansiyonu’nun kaynağı oldu. Dunant’ın askerî yaralılara yardım ve dernek kurma fikrini fiiliyata dökmeye ve bir sonuca bağlamaya kararlı olan Gustave Moynier, merkezi Cenevre’de bulunan beş kişilik bir komite kurdu. Bu komite Kızılhaç hareketinin başlangıcını teşkil eder. Daha sonra Kızılhaç Komitesi adını taşıyan ilk komite olmuştur.

Yazının devamını Yedikıta Dergisi Aralık (40. Sayı 2012) sayısından okuyabilirsiniz.

Prof. Dr. Hamit Pehlivanlı

Recent Posts

İslâm Medeniyetinin Gençlik Aşısı Fütüvvet

Asırlar boyunca İslâm medeniyetinin manevî omurgasını oluşturan fütüvvet ve onun Anadolu’daki tezahürü olan Ahilik, gençliği…

4 gün ago

“Gör Şimdi Top Atışı Nasıl Olurmuş!”

Küçük bir gemi reisliğinden kaptan-ı deryalığa kadar yükselen Barbaros Hayreddin Paşa, Akdeniz’in her köşesinde yankılanan…

4 gün ago

Divanyolu

Tarihin engin hatıralarını barındırır Divanyolu. Yerebatan Sarnıcı’ndan yola çıksanız, yol boyu sağlı sollu pek çok…

4 gün ago

Kânî Efendi’nin İstanbul Sevdası

Kânî Efendi’nin gönlündeki İstanbul’a gitme sevdası karşısında herkes, aklıyla konuşmuştu ama o, gönlüyle yürümüştü…

4 gün ago

Selçuklu Çağında Tefsir İlmi ve Selçuklu Müfessirleri

Selçuklu dönemi, tefsir ilminin müstakil bir disiplin olarak şekillendiği, farklı coğrafyalarda ihtiyaçlara cevap veren zengin…

4 gün ago

Çatalca’nın Tarihî Surları

İstanbul’un ihtişamlı tarihinin gölgesinde kalan Çatalca Surları, şehrin dış savunma hattının bir parçası olarak beşinci…

4 gün ago