Andree ve iki yol arkadaşı, 1897 yılında hidrojenle dolu balonlarıyla Kuzey Kutbu’nu aşmayı hayal ederek gökyüzüne yükseldi. Ancak cesaretle başlayan bu yolculuk, kuzeyin zorlu şartlarında trajediye dönüştü. Tam 33 yıl boyunca kimse, onların nerede olduğunu bilemedi. Ta ki 1930’da buzlar altındaki kalıntılara ulaşılıncaya kadar. Üç kâşifin beden parçalarının yanı sıra; günlükleri, seyir defterleri, kamera ve filmleriyle yıllardır donmuş anılar, gün yüzüne çıkacaktı…
“Burada, Kutup Denizi’nin üzerinde yüzüyor olmak, biraz tuhaf değil mi? Burada bir balonla süzülen ilk insanlar olmak… Yaptığımız şeyi yaptıktan sonra ölümle yüzleşebileceğimizi düşünüyoruz. Belki de tüm bunlar, gelecek nesiller tarafından unutulacak bir insan gibi yaşayıp ölme düşüncesine katlanamayan son derece güçlü bir bireysellik duygusunun ifadesidir.”
İsveçli mühendis ve kâşif Salomon August Andrée, balonla Kuzey Kutbu’na keşif yolculuğunda, günlüğüne bu ifadeleri yazmıştı. Bir ölümlünün geride her daim hatırlanmak isteğini anlatan ve geleceğe postalanan bir mektup gibi…
İnsanın doğadaki zorlu şartlarla mücadelesini ve bilinmeyene duyduğu tutkuyu, gözler önüne seren bir yolculuğa çıkalım.
Kutup bölgeleri, insanlık tarihi boyunca büyük bir merak ve macera konusu olmuştur. Bu, uzak ve ulaşılması zor bölgeler, dünyanın en sert iklim şartlarına ev sahipliği yapar. 19. ve 20. yüzyıllarda, özellikle İngiliz ve Norveçli kâşifler, devasa buz tabakalarıyla kaplı Arktik Okyanusu’ndaki Kuzey Kutbu’nu keşfetme yarışında öncü oldular. Ancak birçok kâşifin denemeleri başarısızlıkla sonuçlandı. Bu keşif rekabetinde geri kalan İsveç, farkı kapatmak için patent ofisinde çalışan mühendis Salomon August Andrée’nin önerisini değerlendirdi: Kuzey Kutbu’nu balonla geçmek. Andrée ve ekibi, kutbun misafirperver olmayan buzları üzerinden yürümek yerine, balonun güvenli ve görece konforlu sepetinden kutup üzerinde süzülerek, tarihte Kuzey Kutbu’nu gören ilk insanlar olmayı hedeflediler.
Andrée’nin balon tutkusu, gençlik yıllarına dayanıyordu. 1876’da 22 yaşındayken Philadelphia Dünya Fuarı’nda havacılık ve balon gösterilerinden etkilenmiş ve bu tecrübesi, ömür boyu sürecek bir hayranlığın başlangıcı olmuştu. 1893’te kendi balonunu satın alarak Baltık Denizi üzerinde birkaç başarılı uçuş gerçekleştirmişti. Bu deneyimler, 1895’te Londra’da düzenlenen 6. Uluslararası Coğrafya Kongresi’nde, kutuplara balonla ulaşılabileceği fikrini sunmasına zemin hazırladı. Onun bu sunumu, kongreye katılanlar tarafından çokça eleştirilmişti.
Yazının tamamını Yedikıta Dergisi 201. sayısından (Mayıs 2025) okuyabilirsiniz.
Sahabe izleriyle bereket bulan Bitlis, sinesinde kadim medeniyetlerin izlerini taşıyor. Tarihin tabiatla bütünleştiği kadim şehir,…
Üç Osmanlı şehri, üç ecdat yadigârı cami… Bulgaristan topraklarında gördüklerimiz ve burada yazdıklarımız, bu yolculuğun…
Nizâmiye Medreseleri, bir eğitim kurumundan çok daha fazlasıydı. Sistemli yapısı, vakıf destekli malî gücü, dinî-siyasî…
Cihan devletinin padişahları ve hanedan mensupları arasında kaleme alınan mektuplar, asırlar öncesinden günümüze ulaşarak bizlere…
Estergon seferi dönüşü Edirne’de çadırında konaklayan Kanuni Sultan Süleyman Han, yüreğini yakan bir haberle sarsılmıştı.…
Anadolu’nun taçkapıları, medeniyetimizin taşa işlenmiş şaheserleridir. Her birinde incelik ve zarafetin yanında, mahir ustaların sabrı…