Tarihin seyrini değiştirecek mücadele, yetim kalan iki kardeşin, dedeleri himayesinde büyümesiyle başladı. Yurt edinmek için oradan oraya göç etmek zorunda kalan Selçukoğulları, sahip oldukları topraklarda amansız mücadele verdiler. Hasımların saldırılarını üst üste üç defa büyük kararlılıkla bertaraf ettiler. Kazandıkları zaferler, onların yeni bir devlet olarak tarih sahnesine çıkmasına zemin ve imkân sağladı…
Bozkırın yetim çocukları…
Orta Asya bozkırlarında Oğuz Yabgu Devleti’nin hüküm sürdüğü, 900’lü yılların ortası. Tuğrul ve Çağrı’nın babaları Mikail, henüz hayattadır. Bozkırın iki güneşi, babalarıyla birlikte at sürmektedirler.
Derken emr-i Hak vaki olur, iki kardeş yetim kalır. Tuğrul ve Çağrı için çetin yıllar başlamıştır. Bu iki yetime, Oğuz Yabgu Devleti’nde subaşı (ordu komutanı) olan dedeleri Selçuk Bey sahip çıkar. Başarıları ve üstün vasıflarıyla dikkat çeken Selçuk Bey’in gittikçe artan namı, Oğuz Devleti’nin yabgusunu (hükümdar) endişelendirir. Bir süre sonra da Selçuk Bey’le araları açılır. Bu hadiseden sonra ordu komutanlığı görevinden uzaklaştırılan Selçuk Bey, aile efradını alarak Cend şehrine göç eder. Tarihî kaynaklar, Selçuk Bey’in Cend bölgesine giderken emrinde 100 atlı olduğunu, servetininse 1500 deve ile 50 bin koyun olduğunu yazmaktadır.
Selçuk Bey, burada maiyetiyle birlikte Kelime-i Şehadet getirir, İslâm’la müşerref olur. Ehl-i Sünnet itikadına tabiî olan Selçuk Bey, Hanefî mezhebine intisap eder. Bundan sonra Oğuz Türkleri arasında İslâmiyet’i kabul etmiş olanlar, Müslüman Türk manasına gelen “Türkmen” diye adlandırılmaya başlar.
Yazının tamamını Yedikıta Dergisi 162. sayısından (Şubat 2022) okuyabilirsiniz.
Bir tarafta tarihin tozlu sayfalarına karışan, yıkılan, yakılan ve raflarında insanlığın hafızasını saklayan eski zaman…
Ücretsiz olarak erişim sağlayabileceğiniz en meşhur dijital arşiv ve kütüphaneleri sizler için derledik…
Orta Çağ’ın karanlık ve bilinmezliklerle dolu dünyasında, tüccarlar ve seyyahlar, yalnızca zorlu yolculuklarla değil, aynı…
Timur ordusu, savaş meydanlarında geçen otuz yıl boyunca hiç yenilgi yüzü görmemiş, âdeta durdurulamaz bir…
Kütüphaneler artık raflarla sınırlı değil. Elektronik kaynaklardan yapay zekâ destekli arşivlemeye, kütüphaneciliğin sınırları yeniden çiziliyor.…
Kütüphanelerdeki dijital dönüşüm ülkemizde olduğu gibi tüm dünyada da devam ediyor. Bilginin dijital ortama aktarılma…