Bu Cihandan Selçuklu Sultanları Da Geçti

Müslüman Türkler tarafından kurulmuş ilk büyük devlet olan Selçuklular, tarih sahnesine 11. asırda çıktılar. Orta Asya’nın bozkırlarından Müslümanların kızıl elması İstanbul sınırlarına kadar geniş bir coğrafyaya hâkim oldular. Kısa zamanda İslâm dünyasının en büyük gücü hâline gelerek hüküm sürdükleri topraklarda ihtişamlı bir medeniyet inşa ettiler. Hükümranlıklarında huzurun mimarı olan Selçuklu Sultanları, geride zengin bir miras bırakarak ebedî âleme göçüp gittiler…

 Selçuk Bey

Oğuz Yabgu Devleti’nde Subaşı (ordu komutanı) olan Selçuk Bey, Oğuzların Kınık boyuna mensuptur. Oğuz Yabgusu ile yaşadığı fikir ayrılığından sonra maiyetiyle beraber Cend şehrine göçer (960). Burada İslâmiyet’i kabul ederek Selçuklu Devleti’nin temellerini atar. 1007 yılına gelindiğinde Selçuk Bey, 100 yaşını aşmış olarak Cend’de vefat eder. Selçuk Bey’in Mikail, İsrail (Arslan), Yusuf, Musa isimlerinde dört oğlu vardı. En büyük oğlu Mikail daha babası hayatta iken bir savaşta ölmüş (995), onun iki oğlu Tuğrul ve Çağrı, bizzat dedeleri Selçuk Bey tarafından yetiştirilmiştir. Selçuk Bey’in ardından ailenin başına Arslan geçer. Bir süre sonra Arslan Yabgu, Gazneli Sultanı Mahmud tarafından esir edilince Selçukluların başına Musa Yabgu geçse de (1025) bu tarihten sonra Selçukluların asıl idaresi, Tuğrul ve Çağrı beylerin elindedir.

Tuğrul-Çağrı Beyler (1040-1063)

Selçukluların tarih sahnesine devlet olarak çıkmaları, bu iki kardeş zamanında oldu. Önce Gaznelileri sonra da Karahanlıları yenerek esaretten kurtuldular. Esaret zincirini kırdıkları Dandanakan Zaferi, sadece Selçuklular için değil, aynı zamanda İslâm dünyası için de umuttu. Nişabur merkez olarak kurulan Selçuklu tahtına, Tuğrul Bey çıktı. Türk devlet geleneğince ülkeyi kardeşiyle idare etti. Onun zamanında sınırlar hızla büyümeye devam etti. İslâm âleminin Sünnî lideri Abbasî halifesi, Şiî tahakkümünden kurtarıldı. İslâm dünyasının müdafaası artık Selçukluların omuzlarındaydı. Selçukluları cihan- devleti hâline getirecek adımlar, onun zamanında atıldı. Önce kardeşi Çağrı Bey vefat etti, sonra 70 yaşını geçkin Sultan Tuğrul (1063). Kardeşi Merv’e, kendisi de Rey şehrine defnedildi.

Yazının tamamını Yedikıta Dergisi 133. sayısından (Eylül 2019) okuyabilirsiniz.

Kayıhan Çağlar

View Comments

  • İslâmin bayraktari olan Ecdadımız i minnet ve şükranla yad ediyoruz

Recent Posts

Ashab-ı Kiram ile Bereketlenmiş Diyar Bitlis

Sahabe izleriyle bereket bulan Bitlis, sinesinde kadim medeniyetlerin izlerini taşıyor. Tarihin tabiatla bütünleştiği kadim şehir,…

3 hafta ago

Bulgaristan’da Bir Miras Rotası

Üç Osmanlı şehri, üç ecdat yadigârı cami… Bulgaristan topraklarında gördüklerimiz ve burada yazdıklarımız, bu yolculuğun…

3 hafta ago

İlmin Işığında Kalemin Gölgesinde Nizâmiye Medreseleri

Nizâmiye Medreseleri, bir eğitim kurumundan çok daha fazlasıydı. Sistemli yapısı, vakıf destekli malî gücü, dinî-siyasî…

3 hafta ago

Hafsa Valide Sultan’ın Satırlarında Dua, Hasret ve Zarafet

Cihan devletinin padişahları ve hanedan mensupları arasında kaleme alınan mektuplar, asırlar öncesinden günümüze ulaşarak bizlere…

3 hafta ago

Şehzadeler Güzidesi Mehmed

Estergon seferi dönüşü Edirne’de çadırında konaklayan Kanuni Sultan Süleyman Han, yüreğini yakan bir haberle sarsılmıştı.…

3 hafta ago

Sabırla İşlenen Zarafet Taçkapılar

Anadolu’nun taçkapıları, medeniyetimizin taşa işlenmiş şaheserleridir. Her birinde incelik ve zarafetin yanında, mahir ustaların sabrı…

3 hafta ago