Saat kuleleri, Sultan İkinci Abdülhamid Han devrinde Osmanlı coğrafyasının her köşesine yayılır, şehir ve kasabaları süsler, âdeta âbide ve sembol hâline gelir. Birçoğu günümüze ulaşan ve endamıyla ziyaretçilerini ayakta karşılayan bu âbidevî kuleler, bulundukları şehrin ziynetleri, mühim kültür hazinelerindendir. İşte bu saat kulelerinden biri de Yozgat şehrinin en merkezî noktasında inşa edilir. Son derece estetik bir bina olan bu kule, yılların verdiği yorgunluğa aldırmadan vazifesini yapıyor, zamanın akışı içerisinde bütün güzelliğiyle seyredenleri kendisine hayran bırakıyor…
1897 Ağustos’unun son haftasında resmî açılışı yapılan ve tam 124 yıldır Yozgat meydanında arz-ı endam eden saat kulesi, mimarisinde hiçbir değişiklik olmaksızın geçmiş zaman dilimini geleceğe taşıyor. Çok kıymetli bu saat kulesinin tarihi hakkında, maalesef şimdilik derli toplu bir bilgiye sahip değiliz.
Kulenin inşası, masrafları, tadilatı, güvenliği gibi birçok mevzu, tarihin derinliklerinde saklı. Özellikle saat kulesinin inşa tarihinin, birbirini tekrar eden birçok yayında 1908 olarak yazılması, tashih edilmesi gereken yanlışlar zincirinin başlangıcını oluşturuyor. Bunun en önemli sebebi ise kulenin tarih kitabesinin bulunmaması, devrin kaynaklarının yapı hakkında yeterli malumat vermemesi, konunun tarihî seyrinden ziyade mimarî yapısı üzerine odaklanılmasından kaynaklanıyor. Bizler de bu makale vesilesiyle, Yozgat’ın nirengi noktalarından biri olan saat kulesi hakkında tespit ettiğimiz ve ilk defa burada yayınladığımız arşiv vesikaları ve nadir fotoğraflarla konuya katkıda bulunmaya çalışacağız.
Yazının tamamını Yedikıta Dergisi 149. sayısından (Ocak 2021) okuyabilirsiniz.
Asırlar boyunca İslâm medeniyetinin manevî omurgasını oluşturan fütüvvet ve onun Anadolu’daki tezahürü olan Ahilik, gençliği…
Küçük bir gemi reisliğinden kaptan-ı deryalığa kadar yükselen Barbaros Hayreddin Paşa, Akdeniz’in her köşesinde yankılanan…
Tarihin engin hatıralarını barındırır Divanyolu. Yerebatan Sarnıcı’ndan yola çıksanız, yol boyu sağlı sollu pek çok…
Kânî Efendi’nin gönlündeki İstanbul’a gitme sevdası karşısında herkes, aklıyla konuşmuştu ama o, gönlüyle yürümüştü…
Selçuklu dönemi, tefsir ilminin müstakil bir disiplin olarak şekillendiği, farklı coğrafyalarda ihtiyaçlara cevap veren zengin…
İstanbul’un ihtişamlı tarihinin gölgesinde kalan Çatalca Surları, şehrin dış savunma hattının bir parçası olarak beşinci…