Misyonerlik hareketleri, Hristiyanlığı yayma girişimleri, mezhep ve din değiştirme stratejileri, sömürgeciliğin ve kapitalizmin ileri karakolları misyonunu üstlenme mevzuları; aslında bütün bunlar yüz yıllar önce başarısızlıkla neticelenen kanlı Haçlı seferlerinin 19. yüzyılda yeniden ama sinsice kansız olarak sürdürülmesi anlamına geliyor…
Genelde Batı dışı toplumların, özelde Osmanlı Devleti’nin 19. yüzyıl sonrasında maruz kaldığı misyonerlik taarruzu hakkında bilinenler buzdağının görünen kısmının bile bir cüz’ü kadardır. Bugün kan ve ateş deryasına dönen Ortadoğu kazanının suyu büyük ölçüde bundan iki yüz yıl kadar önce başlayan misyonerlik hareketleriyle ısıtılmaya başlandı. Yirminci yüzyılda yine bu coğrafyada yaşanan büyük değişimlerin alt yapısı, insan malzemeleri, projeleri, finans kaynakları bu dönemde hazırlandı. Denilebilir ki, 1800’lerde dört bir koldan başlayan misyonerlik hareketleri meyvelerini 1920’lerden sonra vermeye başladı ve II. Dünya Savaşı’ndan sonra tam bir hasat mevsimine dönüştü.
Yazının devamını Yedikıta Dergisi 96. sayısından (Ağustos 2016) okuyabilirsiniz.
Asırlar boyunca İslâm medeniyetinin manevî omurgasını oluşturan fütüvvet ve onun Anadolu’daki tezahürü olan Ahilik, gençliği…
Küçük bir gemi reisliğinden kaptan-ı deryalığa kadar yükselen Barbaros Hayreddin Paşa, Akdeniz’in her köşesinde yankılanan…
Tarihin engin hatıralarını barındırır Divanyolu. Yerebatan Sarnıcı’ndan yola çıksanız, yol boyu sağlı sollu pek çok…
Kânî Efendi’nin gönlündeki İstanbul’a gitme sevdası karşısında herkes, aklıyla konuşmuştu ama o, gönlüyle yürümüştü…
Selçuklu dönemi, tefsir ilminin müstakil bir disiplin olarak şekillendiği, farklı coğrafyalarda ihtiyaçlara cevap veren zengin…
İstanbul’un ihtişamlı tarihinin gölgesinde kalan Çatalca Surları, şehrin dış savunma hattının bir parçası olarak beşinci…