“19. asırda başta İngiltere olmak üzere birçok Avrupalı ülkeler tarafından Arap Yarımadası’nda kıyasıya bir enerji kaynakları mücadelesi başlamıştı. Bu kaynakların o dönemde en başta geleni petrol ve petrolün en çok peşinde koşan devlet de İngiltere idi. Petrol için büyük çabalar harcayan İngiltere’nin Cidde konsolosu James Zohrab, Zemzem suyundan Londra’da bulunan bir kimyagere numuneler göndermişti. Londralı kimyagerin tahlili neticesinde dünya genelinde zemzem suyunu kirletme propagandası başlamıştı. Bunun üzerine, Müslümanların hâmîsi Osmanlı Devleti araştırmalar yaptırarak bu suyun gerçek Zemzem olmayıp, Yasef isimli bir Yahudi tarafından temin edildiğini ispatladı… Acaba, Petrol peşinde koşanların Zemzem’le işi ne idi? İşte, tarihin utanç tablosunda yer alan Zemzem oyununun perde arkası…
19.asırda başta İngiltere olmak üzere birçok Avrupalı ülkeler tarafından Arap Yarımadası’nda kıyasıya bir enerji kaynakları mücadelesi baş-lamıştı. Bu kaynakların o dönemde en başta geleni petrol ve petrolün en çok peşinde koşan devlet de İngiltere idi. Petrol için büyük çabalar harcayan İngiltere’nin Cidde konsolosu James Zohrab, Mekke-i Mükerreme’de çıkmakta olan ve Müslümanlar için çok ehemmiyetli olan Zemzem suyundan Londra’da bulunan bir kimyagere numuneler göndermişti. O kimyager de bu numuneleri tahlil ederek Zemzem’e olmadık iftiralar atmaktan geri durmayacaktı. Devrin Müslümanlarının hâmîsi olan Osmanlı Devleti de yapmış olduğu araştırmalar neticesinde bu suyun gerçek Zemzem olmayıp, Cidde’deki İngiliz konsoloshanesinde tercümanlık yapan ve ismi Yasef olan Kudüslü bir Yahudi tarafından temin edildiğini ispatladı… Tabii insanların zihninde “Petrol peşinde koşanların Zemzem’le işi ne?” sorusu tarihte her zaman cevabını aramaktadır.
Yazının devamını Yedikıta Dergisi Aralık 2010 (28. Sayı) sayısından okuyabilirsiniz.
Osmanoğulları’nın ilk büyük payitahtı, Osmanlı’nın dibacesi ve beylikten devlete geçişin müjdeleyicisi Bursa; yeşili ve suyuyla…
Şeyh Üftâde (1490-1580) Hazretleri, daha doğumunda görülen müjdeli bir rüyanın işaret ettiği üzere, zühdü, takvâsı…
Bugün İslâm medeniyetinden söz edebiliyorsak, bunu Medine-i Münevvere’ye borçluyuz diyebiliriz. Zira İslâmî kültürün tekâmül etmeye…
Yazmak, bilgiyi kalıcı hâle getirmek ve nesiller boyunca paylaşmanın en sağlam yoludur. Müstensihlerden şapograf makinelerine…
Mustafa Râkım Efendi, Osmanlı hattatlığında celî sülüs ve tuğrada çığır açan müstesna bir üstattır.
Kalemi güçlü olduğu kadar, bedenen de kuvvetli olan Ahmed Midhat Efendi, devrin gazetecilerinden Lastik Said…