Ulu Çınarın Bahar Mevsimi Bursa’nın Fethi

Osmanoğulları’nın ilk büyük payitahtı, Osmanlı’nın dibacesi ve beylikten devlete geçişin müjdeleyicisi Bursa; yeşili ve suyuyla olduğu kadar, taşıdığı tarihî mana ile de bir bahar şehridir. 6 Nisan 1326 fetih tarihi; ulu cihan çınarının henüz gölge vermediği fakat kök saldığı, filizin kuvvet bulduğu, istikbali mayalayan bereketli bir başlangıcın mevsimidir…

Orhan Gazi, vezire (Bursa’yı teslim eden tekfurun veziri Saroz’a) sorar: “Neden bunaldınız da bu hisarı verdiniz?” Vezir: “Sıkıntıya düşüp hisarı vermemize birçok sebep var. Bunlardan biri, sizin devletiniz günden güne arttı, bunu gördük. Sonra, bizim devletimiz bahtsızlaştı. Sizin bahtınızın arttığını çok iyi bildik. Ve diğeri, baban üzerimize geldi, köylerimizi zapt etti. Size bağlanıp itaat ettiler, bizi ise hiç anmaz oldular. Niçin ansınlar, sayenizde rahata kavuştular. Bunu bildiğimizden biz de rahatlığa heves ettik. Bir diğeri, tekfurumuz mal yığdı, bu mal fayda vermedi. Hisar bize hapis oldu. Padişah düşkün ve aciz oldu. Padişah düşkün ve iktidarsız olunca, ülke çabuk bozulur imiş. Ve bir de âlem hep değişiklik içindedir. Şimdi bu değişiklik bizde vaki oldu…”

Osmanlı’nın önemli kroniklerinden Aşıkpaşazâde Tarihi’nde geçen bu diyalog Bursa’nın fethine giden süreci özetler mahiyettedir. Şehir, görünüşte kolay ve savaşsız teslim alınmış gibi dursa da zafere ulaşılan yol, oldukça meşakkatli ve uzundur. Şimdi takvimin yapraklarını geriye çevirelim ve Bursa’yı Osmanlı mülküne katan o sürece birlikte vâkıf olalım.

Söğüt’te Atılan Sağlam Tohum

Büyük Selçuklu Sultanı Alp Arslan’ın liderliğinde kazanılan 1071 Malazgirt Zaferi, Anadolu’nun kapılarını bir daha kapanmamak üzere Türklere açarak bu coğrafyanın Türk-İslâm yurdu hâline gelmesini sağladı. Selçuklu nizamıyla bereketlenen topraklar, 13. yüzyıl ortalarına gelindiğinde Moğol istilalarıyla büyük bir karmaşaya sürüklenmiş; yaşanan bu karanlık devir, aslında yeni bir güneşin doğuşuna zemin hazırlamıştı.

Selçuklu’nun zayıfladığı dönemde, Söğüt’te sessiz ama sağlam bir tohum atılıyordu. Sultan Alâeddin Keykubad tarafından Bizans sınırına yerleştirilen Kayı boyu, Ertuğrul Gazi’nin idaresinde zorlu coğrafyayı fetih hareketleriyle yurt edinmiş; geleceğin cihan devletinin çekirdeği burada toprağa tutunmuştu. Anadolu coğrafyasında artık yeni bir devir başlıyordu. Kayılar, bâkir topraklarda kısa sürede önemli başarılara imza attı. Ertuğrul Gazi, oğluna mütevazı ama madde ve mana ile yoğrulmuş bir yurt bırakmıştı.

Toprağa Kök Salan Fidan

Osman Gazi, babasından devraldığı mirası yalnızca maddî kazanımlarla genişletmemiş; İ’lâ-yı Kelimetullah davasını merkeze alan fetih hareketine dönüştürmüştü. Diğer Anadolu beyleri birbirleriyle uğraşırken; Osman Gazi, gaza arkadaşlarıyla (Samsa Çavuş, Konur Alp, Akça Koca, Aykut Alp, Gazi Abdurrahman, Köse Mihal vd.) ve manevî destekçileriyle (Şeyh Edebâli, Dursun Fakih Hazretleri) beraber Bizans’la mücadele etti.

Osman Gazi, beyleriyle birlikte kısa zamanda İnönü, Eskişehir, Karacahisar, Yarhisar, İnegöl ve Bilecik’i fethetti. Beyliğinin merkezini Bilecik’e taşıdı. Osman Gazi, Selçuklu Devleti’nin tamamen tarih sahnesinden çekilmesine doğru bağımsızlığını ilân etti (1299).  Bundan sonra Yenişehir Kalesi fethedildi ve beyliğin merkezi oldu (1301).

Osman Gazi, Bizans topraklarına yapılacak akınlar için imar ettiği Yenişehir’i merkez seçmiş ve stratejik hedefleri olan İznik ile Bursa’nın fethine odaklanmıştı. İlk hedefi, geçmişte Süleyman Şah’ın da fethettiği Bizans’ın ikinci payitahtı İznik’ti. Osman Gazi’nin İznik’i kuşatması üzerine Bizans imparatoru, bu ilerleyişi durdurmak için İstanbul’dan bir ordu göndermişti. Osmanlı ile Bizans’ın ilk kez karşı karşıya geldiği bu savaşta Osman Bey, o güne dek mücadele ettiği yerel tekfurların aksine ilk kez imparatorluk gücüne karşı büyük bir zafer kazanmıştı (1302). Koyunhisar Zaferi olarak tarihe geçen bu galibiyet, Osman Bey’in liderliğini pekiştirmiş ve beyliğin temellerini sağlamlaştırmıştı. Söğüt’te başlayan bu yolculukta kazanılan zafer; Bursa, Rumeli ve Edirne’ye uzanacak fetihler zincirinin önemli merhalesi olmuştu.

Yine Bizans tekfurları, Osmanlı’nın ilerleyişini durdurmak amacıyla Yenişehir ve Bursa ovalarını birbirine bağlayan stratejik Dinboz Geçidi’nde, Osmanlı birlikleriyle karşı karşıya geldi. Ve muharebe, Osmanlı’nın kesin galibiyetiyle neticelendi (1303). Dinboz Zaferi, Bursa’nın fethine giden süreçte önemli bir eşiğin daha aşılmasını sağladı. Bu olaydan sonra Bursa ovası, olduğu gibi Osmanların hâkimiyetine geçmiş ve Bursa Kalesi abluka altına alınmıştı.

Babasından devraldığı emaneti, uzun süren hükümdarlığı boyunca katbekat büyüterek bir devletin şafağına dönüştüren Osman Gazi, uç beyliğinin sınırlarını azimle genişletmişti. Lâkin çok istediği İznik ve Bursa’nın fethi, ilahî takdirin tecellisiyle oğlu Orhan Gazi’ye müyesser olacaktı.

Kapak yazısının tamamını Yedikıta Dergisi 212. sayısından (Nisan 2026) okuyabilirsiniz.

01
Tunahan Kanıcı

Recent Posts

Bursa’nın Manevî Mihmandarı Şeyh Üftâde (RAH.)

Şeyh Üftâde (1490-1580) Hazretleri, daha doğumunda görülen müjdeli bir rüyanın işaret ettiği üzere, zühdü, takvâsı…

3 saat ago

Aydınlığın ve İrfanın Başşehri: Medine-i Münevvere

Bugün İslâm medeniyetinden söz edebiliyorsak, bunu Medine-i Münevvere’ye borçluyuz diyebiliriz. Zira İslâmî kültürün tekâmül etmeye…

3 saat ago

Nüshadan İstinsaha “Müstensihin” Terakkisi Müstensih Makinesi

Yazmak, bilgiyi kalıcı hâle getirmek ve nesiller boyunca paylaşmanın en sağlam yoludur. Müstensihlerden şapograf makinelerine…

3 saat ago

Vefatının 200. Yılında Mustafa Râkım Efendi

Mustafa Râkım Efendi, Osmanlı hattatlığında celî sülüs ve tuğrada çığır açan müstesna bir üstattır.

3 saat ago

Kalemli Değil Sopalı Edebiyat Tartışması

Kalemi güçlü olduğu kadar, bedenen de kuvvetli olan Ahmed Midhat Efendi, devrin gazetecilerinden Lastik Said…

3 saat ago

Kısıklı Abdullah Ağa Camii

Kısıklı Abdullah Ağa Camii, yüzyıllar boyunca depremlerle sınanmış, tamiratlarla yenilenmiş; vakıf geleneği ve mahalle hafızasıyla…

3 saat ago