Categories: ManşetYerinde Tarih

Tuzla Murat Hüdâvendigâr Külliyesi

Çanakkale’nin bir köyünde, Sultan Murad Hüdâvendigâr’ın asırlar önce inşa ettirdiği külliyenin varlığını duyduğumuzda şaşırmıştık. Zira böylesine küçük bir yere külliye yapılması, pek rastlanan bir durum değildi. Ardından vakit kaybetmeden hazırlıklarımızı yapıp yola koyulduk. Bu seyahat, uzak bir yapıyı görmekten öte; unutulmuş bir Osmanlı eserinin izini sürmek ve o kadim mirasla yeniden buluşmak içindi…

Anadolu toprakları, binlerce yıllık geçmişe sahip zengin bir hazine… Hangi yöne baksanız, ufukta tarihin izi beliriyor. Nereye adım atsanız, toprağın altında ya da bir tepenin yamacında başka bir medeniyetin sesi duyuluyor. Bir kapının tokmağında, bir taşın dokusunda, bir köy çeşmesinin gölgesinde bile asırlık hatıralar saklı.

Gezdikçe anlıyoruz ki, bu topraklarda bilmediğimiz, görmediğimiz, varlığından haberdar olmadığımız ne çok ecdat yadigârı eser var. Her biri öylece mahzun halde duruyor. Fark edildikleri anda, insanı hayrete düşüren zarafetle karşımıza çıkıyor. Bazen bir kalenin harabesinde, bazen tekke kapısında, bazen de yol kenarında beliren bu izler, Anadolu’nun ne kadar zengin kültüre sahip olduğunu tekrar tekrar hatırlatıyor bize. Bu yüzden her yolculuk hem yeni keşiflerin hem de geçmişle kurulan bağın hikâyesi oluyor.

Bu seferki rotamız, her karışında ayrı bir destan, her taşında büyük bir tarih saklayan Çanakkale’ye… Daha yola çıkar çıkmaz bu coğrafyanın aziz hatıraları, zihnimizde kendiliğinden canlanıyor. Çanakkale, bir şehirden öte; şehitler diyarı, toprağa düşen binlerce vatan evladının yattığı yer.

Bütün bu hatıralarla beraber Çanakkale’de, kıyıda köşede kalmış nice ecdat yadigârı eser de var. İşte bu defa hedefimiz, bu unutulmuş eserlerin izlerini sürmek, keşfedilmeyi bekleyen o muhteşem mirası yeniden hatırlamaktı.

Bu seyahatimizde bize rehberlik eden Hüsnü ve İsmail Hikmet Beyler, bölgeyi ve yöre insanını çok iyi biliyor, onlarla samimi münasebetler kurmaktan geri durmuyorlar.

Yazının tamamını Yedikıta Dergisi 213. sayısından (Mayıs 2026) okuyabilirsiniz.

Veysel Sekmen

Recent Posts

Ateşin ve Toprağın Buluştuğu Sanat Çini

Orta Asya bozkırlarından Anadolu topraklarına uzanan bin yıllık kültür mirası çini, Selçuklu’nun ihtişamlı kubbelerinden, Osmanlı’nın…

2 hafta ago

İsveç’in Osmanlı Gemileri Yaramaz ve Yıldırım

Büyük Kuzey Savaşı (1700-1721), tarihimizde pek bilinmez. Ancak İsveç kralı 12. Karl’ı iyi biliriz. Nam-ı…

2 hafta ago

Leman Gölü Kıyısında Orta Çağ’a Yolculuk Yvoire Thonon Evian

Avrupa’nın en büyük göllerinden birinin kıyısında; bir yanımızda tatlı suyun maviliği, diğer yanda Alp Dağları’nın…

2 hafta ago

Haremeyn’in Gölgesi Düşen Haneler Hacı Evleri

Hac yolculuğu, eskiden yalnızca bir ibadet değil; şehir hayatında, evlerde ve mahallelerde iz bırakan önemli…

2 hafta ago

Çininin Altın Çağı İznik ve Kütahya Çinileri

İznik’te üretilen çiniler, Osmanlı çiniciliğinin ulaştığı sanat seviyesinin en parlak örneklerini temsil eder. İznik atölyelerinin…

2 hafta ago

İznik’in Sırrı Mercan Kırmızısı

İznik çini sanatını ayrıcalıklı kılan husus, mercan kırmızısıdır. Yüzyıllar boyunca İznik çinilerinin en büyük sırrı…

2 hafta ago