Yemesinde içmesinde, hayatının her bir zerresinde, İslâm’ın kaidelerini benimsemiş olan ecdat, kasaplık ve et hususunda da oldukça hassastı. Zira helâl olmayan et, ya karın ya da baş ağrıtırdı…
Kasapların işi her ne kadar zor ve zahmetli olsa da halka sağlıklı ve helal eti ulaştıranlar, onlardı. Bu açıdan hem resmî hem de vicdanî olarak kontrol ve gözetim altındaydılar.
Kasap kelimesinin aslı, Arapça “kassâb”dır. Hayvan kesme işini devamlı surette yapan, bunu meslek edinen kimse demektir. Bu meslek erbaplarına ayrıca “cezzâr” ve “lahhâm” da denilir. Dîvânü Lugâti’t-Türk’te kasap kelimesinin karşılığı olarak “Etçi” kullanılır. Bu yazımızda, hayvan kesme işini kendine meslek edinen Osmanlı kasaplarından bahsedeceğiz.
Yazının tamamını Yedikıta Dergisi 153. sayısından (Mayıs 2021) okuyabilirsiniz.
Sahabe izleriyle bereket bulan Bitlis, sinesinde kadim medeniyetlerin izlerini taşıyor. Tarihin tabiatla bütünleştiği kadim şehir,…
Üç Osmanlı şehri, üç ecdat yadigârı cami… Bulgaristan topraklarında gördüklerimiz ve burada yazdıklarımız, bu yolculuğun…
Nizâmiye Medreseleri, bir eğitim kurumundan çok daha fazlasıydı. Sistemli yapısı, vakıf destekli malî gücü, dinî-siyasî…
Cihan devletinin padişahları ve hanedan mensupları arasında kaleme alınan mektuplar, asırlar öncesinden günümüze ulaşarak bizlere…
Estergon seferi dönüşü Edirne’de çadırında konaklayan Kanuni Sultan Süleyman Han, yüreğini yakan bir haberle sarsılmıştı.…
Anadolu’nun taçkapıları, medeniyetimizin taşa işlenmiş şaheserleridir. Her birinde incelik ve zarafetin yanında, mahir ustaların sabrı…