Altı asırlık Osmanlı tarihi boyunca iki yüzün üzerinde sadrazam vazife başına gelmiş, devleti idare etmiştir. Padişaha mutlak vekillik yapan bu veziriazamlar, savaş meydanlarında alınan mağlubiyet, kelle isteyen isyancıların talebi ve idarî ehliyetsizlik gibi muhtelif sebeplerle bazen azledilmiş bazen de idam edilmiştir. Ancak sadaretten azledilen bazı sadrazamlar var ki şimdi onlardan birisinin hikâyesini okuyacaksınız. Mevzubahis kişi, Kaptanıderya Kara Musa Paşa’dan başkası değildir…
1647 yılı idi. Osmanlı tahtında Sultan İbrahim bulunuyordu. Girit muhasarası başlayalı üç sene olmuştu. Kara Musa Paşa, kuşatmada vazifelendirilen paşalardandı. Tam da kuşatmanın en şiddetli olduğu zamanda, kendisine sadaret vazifesi verilmişti. Yazımıza mevzu olan hadise bundan sonra başlıyor. Şimdi bu sadaret hususunu biraz tehir ederek Kara Musa Paşa’nın kim olduğuna bakalım.
Hayatının ilk devri ve milliyeti hakkında pek malumat sahibi değiliz. Enderun’da eğitimini tamamladıktan sonra, Sultan Dördüncü Murad’ın musahipliği ile silahtarlığı vazifelerinde bulundu. Cündiler ocağında (at binicileri) yetiştiğinden, iyi silah kullanan cesur bir pehlivandı. Hatta Sultan Dördüncü Murad Han’ın şehzadelik yıllarında onunla sık sık güreştiği, şehzadeyi iyi bir silahşor ve güreşçi olarak yetiştirdiğinden bahsedilir.
Daha sonra taşra hizmetine gönderilen paşa, sarayla irtibatını devam ettirerek, Sultan İbrahim’in musahibelerinden Şekerpâre Hatun’la evlendi. İzdivaç vesilesiyle süratle Anadolu’dan payitahta döndü. Kapıcılar kâtibi olarak hizmete başladıktan sonra tersane emini, sipahiler ağası, şehremini, kapıcıbaşı, bölük ağası, yeniçeri ağası gibi vazifelerde bulundu. Zirveye doğru yükselişi devam eden Musa Paşa, önce vezaret payesiyle başdefterdar, ardından kaptanıderyalık makamına getirildi.
Yazının tamamını Yedikıta Dergisi 137. sayısından (Ocak 2020) okuyabilirsiniz.
Sahabe izleriyle bereket bulan Bitlis, sinesinde kadim medeniyetlerin izlerini taşıyor. Tarihin tabiatla bütünleştiği kadim şehir,…
Üç Osmanlı şehri, üç ecdat yadigârı cami… Bulgaristan topraklarında gördüklerimiz ve burada yazdıklarımız, bu yolculuğun…
Nizâmiye Medreseleri, bir eğitim kurumundan çok daha fazlasıydı. Sistemli yapısı, vakıf destekli malî gücü, dinî-siyasî…
Cihan devletinin padişahları ve hanedan mensupları arasında kaleme alınan mektuplar, asırlar öncesinden günümüze ulaşarak bizlere…
Estergon seferi dönüşü Edirne’de çadırında konaklayan Kanuni Sultan Süleyman Han, yüreğini yakan bir haberle sarsılmıştı.…
Anadolu’nun taçkapıları, medeniyetimizin taşa işlenmiş şaheserleridir. Her birinde incelik ve zarafetin yanında, mahir ustaların sabrı…