İçindekiler
Mimar Sinan’ın İstanbul’a en büyük hediyesi hiç şüphesiz Süleymaniye Külliyesi’dir. Süleymaniye Camii ise, âdeta küçük bir şehir olan bu külliyenin baştacı. Kanuni Sultan Süleyman’ın ihtişamına yaraşır bir şekilde inşa edilen caminin dört minaresi, sultanın İstanbul’un fethinden sonraki dördüncü padişah olduğuna işaret ederken, on şerefe ise Osmanlı Devleti’nin onuncu padişahı olduğunu göstermektedir. Külliye, bânîsi ve mimarının türbelerine de ev sahipliği yapıyor.
Büyük ustanın “ustalık eseri”, Edirne’nin siluetini süslemekte. Mimar Sinan’ın, en az sütun ile en geniş mekânı elde etme çabalarının zirvesi olarak gösterilen Selimiye Camii; Süleymaniye dâhil bütün selâtîn camilerini ve Ayasofya’yı gerilerde bırakarak bu özelliğiyle dünya sanat tarihine geçmiştir.
Dünya coğrafyasında da birçok şahesere imza atan Mimar Sinan’ın, Balkanlar’da Türk mimarisinin asalet ve güzelliğini gözler önüne seren nadide eserlerindendir Drina Köprüsü. Köprü geçmişte Vişegrad veya bânîsi Sokullu Mehmed Paşa’nın isimleriyle anılsa da 1960’tan sonra Yugoslav yazar Ivo Andriç’in romanı sebebiyle, altından geçen akarsuyun adıyla şöhret bulmuştur.
Zamanla külliye hâlini alan Şam Süleymaniye Camii, Kanuni Sultan Süleyman’ın emriyle Mimar Sinan tarafından şehre kazandırılmıştır. Cami ve külliyenin Türkler açısından önemi ise Osmanlı hanedanının son padişahı Sultan Altıncı Mehmed Vahdeddin’in cami haziresinde medfun olmasıdır.
İstanbul’un su sıkıntısını çözmek maksadıyla Mimar Sinan tarafından yapılan Moğlova Su Kemeri, dünya su mimarisinin başyapıtlarından biri olarak kabul edilir. Alibey Deresi üzerinde bulunan kemerin günümüzde de aynı maksatla kullanılması, Mimar Sinan’ın dehasını ve ileri görüşlülüğünü gözler önüne serer.
6. Şemsi Paşa (Kuşkonmaz) Camii
“En küçük Sinan yapısı” olarak bilinen Şemsi Paşa Camii, aynı zamanda medrese (darülhadis) ve türbeden meydana gelen küçük bir külliyedir. Mimar Sinan, bu camiyi hem kuzey-güney rüzgârlarının kesiştiği yerde inşa etmiş hem de deniz tarafındaki kısmının altında biraz boşluk bıraktırmıştır. Maksadı ise buraya çarpan dalgaların sesiyle kuşların camiye konmasına mani olmaktadır. Bu yüzden cami, bânîsi Şemsi Ahmed Paşa’nın adıyla değil de Kuşkonmaz Camii ismiyle meşhurdur.
Sultan İkinci Selim’in emriyle Mimar Sinan tarafından esaslı bir tamirattan geçirilen ve yıkılmaktan kurtulan Ayasofya, eklenen minarelerle yeniden düzenlenerek, yanı başına sultanın türbesinin de yapıldığı bir saltanat camisi hâline gelmiştir. Mimar Sinan’ın yaptığı en ihtişamlı türbelerden olan İkinci Selim Türbesi içinde sultan ile birlikte hanımı Nurbanu ve kızları Gevherhan ve İsmihan Sultanlar da yatmaktadır.
Daha fazlası 7’LERLE TARİHİNİ KEŞFET kitabında!
Osmanoğulları’nın ilk büyük payitahtı, Osmanlı’nın dibacesi ve beylikten devlete geçişin müjdeleyicisi Bursa; yeşili ve suyuyla…
Şeyh Üftâde (1490-1580) Hazretleri, daha doğumunda görülen müjdeli bir rüyanın işaret ettiği üzere, zühdü, takvâsı…
Bugün İslâm medeniyetinden söz edebiliyorsak, bunu Medine-i Münevvere’ye borçluyuz diyebiliriz. Zira İslâmî kültürün tekâmül etmeye…
Yazmak, bilgiyi kalıcı hâle getirmek ve nesiller boyunca paylaşmanın en sağlam yoludur. Müstensihlerden şapograf makinelerine…
Mustafa Râkım Efendi, Osmanlı hattatlığında celî sülüs ve tuğrada çığır açan müstesna bir üstattır.
Kalemi güçlü olduğu kadar, bedenen de kuvvetli olan Ahmed Midhat Efendi, devrin gazetecilerinden Lastik Said…