Categories: Dünya TarihiManşet

Mekke-i Mükerreme’yi Kudüs İle Takas Kimin Planıydı?

Keşifler Çağı da denilen, Batı’nın, Doğu’nun zenginliklerini “sömürme” keşiflerini, Portekizli denizciler başlatmıştı. Papalığın teşvik ve desteğiyle yola çıkan denizciler, Hint sahillerine gelerek ilk hedeflerine ulaştılar. Lakin asıl gayeleri, Kudüs’ü işgal etmekti. Bunun için türlü yollara başvurmuşlar, hatta önce Mekke-i Mükerreme’yi elde ederek Kudüs ile takası dahi düşünmüşlerdi…

Hindistan ve Doğu’ya ulaşmak maksadını güden Keşifler Çağı’na gelinceye kadar ihtirasla mücadele eden Portekiz, İspanya’dan daha fazla başarı gösterdi. Portekiz Kralı Diniz (1279-1325), bu hamlesini başlangıçta haçlı seferi düşüncesiyle başlattı. İlk adım, zengin bir Ceneviz tüccarı olan Manuel Peçanta’nın donanma komutanı olarak görevlendirilmesiyle 1317’de atılmıştı.

O ve Concalho Pereira, Avignon’daki Papa 22. John’dan, Müslümanlar aleyhindeki bu hareketi gerçekleştirebilmek için sermaye isteğinde bulunmuşlardı. Papa, bu gaye için Hz. İsa Teşkilatı’nı kurdu ve onlara, kapatılmış olan haçlı teşkilatı Templarların (Tapınak Şövalyeleri), Portekiz’deki bütün mülkünü devretti. Bu maksatla Fas’ın bir liman şehri olan Septe (Ceuta), Prens Henry tarafından 1415’te ele geçirildi.

Prens Henry’nin çağdaşı olan Gomez Eanus de Azurara’nın 1453’te yazdığına göre Denizci Henry, ‘Tanrı adına’ doğulu Hıristiyanlar ile birleşmek arzusuyla, Faslılara karşı savaşmayı ve onları Hıristiyanlığa çevirebilmeyi arzu ediyordu. Azurara’nın eserinde, Prens Henry’nin altın, köle, fildişi ve baharat elde etmek gibi maksatlarından söz edilmez.

1453’te İstanbul’un fethiyle Avrupa’da haçlı seferi faaliyetleri yeniden canlandı. Denizci Henry’den sonra tahta çıkan II. Dom Joao, gerek Habeşistan imparatoru ile irtibat kurmak gerekse de Doğu’daki baharat ticaretinin kaynaklarını öğrenmekle görevlendirilmiş bir araştırma ve istihbarat ekibini, Memlük topraklarına göndermişti.

Portekizliler Hint Sahillerinde

1497’de Ümit Burnu’nu dolaşan Vasco de Gama, Zanzibar yakınlarındaki Malindi’ye kadar gitti. Orada denizcilik üzerine pek çok kitap yazmış olan ünlü Arap denizcisi Ahmed bin Macid ile tanıştı.

Yazının tamamını Yedikıta Dergisi 154. sayısından (Haziran 2021) okuyabilirsiniz.

Abbas Hamdani

View Comments

  • Selamün aleyküm
    Evvela dergi de emeği geçen herkesten Allah razı olsun Cenabı Hak kalemlerini kavii eylesin.Haziran ayındaki Mekke-i Mukerreme'yi Kudüs ile takas kimin planıydı başlıklı yazınızın 4. Sayfasındaki " Portekiz memluklerden daha güçlü bir düşmanla karşı karşıya kaldı" cümlesinde geçen düşman terimini farklı bir kelime ile yazılabilir miydi? Osmanlı Devleti Aliyye gibi. Teşekkürler

Recent Posts

Ulu Çınarın Bahar Mevsimi Bursa’nın Fethi

Osmanoğulları’nın ilk büyük payitahtı, Osmanlı’nın dibacesi ve beylikten devlete geçişin müjdeleyicisi Bursa; yeşili ve suyuyla…

4 hafta ago

Bursa’nın Manevî Mihmandarı Şeyh Üftâde (RAH.)

Şeyh Üftâde (1490-1580) Hazretleri, daha doğumunda görülen müjdeli bir rüyanın işaret ettiği üzere, zühdü, takvâsı…

4 hafta ago

Aydınlığın ve İrfanın Başşehri: Medine-i Münevvere

Bugün İslâm medeniyetinden söz edebiliyorsak, bunu Medine-i Münevvere’ye borçluyuz diyebiliriz. Zira İslâmî kültürün tekâmül etmeye…

4 hafta ago

Nüshadan İstinsaha “Müstensihin” Terakkisi Müstensih Makinesi

Yazmak, bilgiyi kalıcı hâle getirmek ve nesiller boyunca paylaşmanın en sağlam yoludur. Müstensihlerden şapograf makinelerine…

4 hafta ago

Vefatının 200. Yılında Mustafa Râkım Efendi

Mustafa Râkım Efendi, Osmanlı hattatlığında celî sülüs ve tuğrada çığır açan müstesna bir üstattır.

4 hafta ago

Kalemli Değil Sopalı Edebiyat Tartışması

Kalemi güçlü olduğu kadar, bedenen de kuvvetli olan Ahmed Midhat Efendi, devrin gazetecilerinden Lastik Said…

4 hafta ago